Kalp Sağlığı





ZAYIFLAMAK TANSIYONU DUSURUYOR

ABDde yapılan bir araştırmada, fazla kiloların verilmesiyle yüksek tansiyonun önlenebildi i saptandı. Uzmanlar, normal kilo vermenin bile, yüksek tansiyonu kontrol eden ACE enziminin işlevini azaltıp, yüksek tansiyonun düşmesini sa layabildi ini belirtiyor.
Atlanta kentindeki Emory Üniversitesinde, yüksek tansiyonun ya dokularındaki enzim ve hormonlar tarafından kontrol edilebildi i olasılı ı göz önüne alınarak, şeker hastası olmayan şişman 16 kişi üzerinde araştırma yapıldı.

Yüksek kalori kısıtlaması yerine, normal diyet uygulanan deneklerin 5 hafta içinde, fazla kilolarının yüzde 5 ila 10unu kaybettikleri, deneklerde ACE aktivitesinin ise ortalama yüzde 18 azaldı ı gözlendi.

Hala şişman sayılabilen bazı deneklerde de yüksek tansiyonu kontrol eden angiotensin-converting enzym (ACE) aktivitesinin önlenebildi i belirlendi.

Yüksek tansiyonu bulunan hastalar, ACE önleyici ilaçlar kullanarak, kalp, inme ve şeker hastalı ı ile ilgili böbrek rahatsızlıkları riskini azaltabiliyor.

Yeni araştırmada, şişmanlarda yüksek tansiyonun, hormonal ve enzimile ilgili de işimden kaynaklandı ının saptandı ı bildirildi.

Daha sonraki araştırmalarda, kilo vermenin, ACE önleyici yüksek tansiyon ilaçları kadar etkili olup olmadı ı gözlenecek.




YAŞLILARDA YÜKSEK TANSİYON VE FELÇ

Yaşlılarda yüksek tansiyonu indirmenin, ölümle sonuçlanmayan felç riskini azaltabildi i saptandı. Araştırmada, orta derecede yüksek tansiyona sahip yaşlılarda, ATI-reseptör bloke eden, candesartan cilexetil etken maddesinin, inme riskini azaltabildi i belirlendi.

Yaşlılarda yüksek tansiyonun indirilmesiyle bilme ve kavramayla ilgili akıl sa lı ının da kontrol altına alınabildi i biliniyor. İlk kez yüksek tansiyonun indirilmesiyle iki önemli riskin azaltılabildi inin saptandı ı bildirildi. Araştırmada, yüksek tansiyon ilacı kullanan yaşlılarda kontrol grubuna göre, öldürücü olmayan inme riskinin yüzde 28 azaldı ı gözlendi. İlacın ayrıca şeker hastalı ı riskini de yüzde 20 azaltabildi i belirlendi.

691 MİLYON KİŞİ

Dünya Sa lık Örgütü istatistiklerine göre, kalp hastalıkları ile ilgisi bulunan yüksek tansiyon hastalı ı, dünyada 691 milyon insanda bulunuyor. 15 ayrı ülkede yaş ortalaması 70-89 olan 4937 yaşlı hasta üzerinde araştırma yapıldı ve söz konusu ilaçla tedavi gören deneklerin yüksek tansiyonlarının yeterli oranda inebildi i gözlendi. Araştırma raporu, Pragda ki Uluslararası ve Avrupa Yüksek Tansiyon Kuruluşu genel kurulunda açıklandı.




VARIS ICIN MASAJ Özellikle kadınlarda görülen, fizyolik oldu u kadar estetik açıdan da rahatsız eden varise karşı öneriler… Sa lı ımızı korumanın yollarından en önemlileri, do ru beslenme alışkanlıkları ile beraber yapılan bedensel egzersiz programlardır. Günümüzde insanların bahaneler öne sürerek sa lıklarını korumak için çaba göstermemelerinin sonucunda başta kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları olmak üzere kas, hormon, sinir ve psikolojik sistemlerinde olumsuz yönde de işimler görülmektedir. Kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıklarında beslenme ve hareketsiz yaşamın dışında genetik faktörlerin önemi büyüktür. Damar genişlemesi Özellikle kadınlarda görülen ve fizyolojik oldu u kadar estetik açıdan da insanları rahatsız eden bir hastalık olan varis, vücudumuzda bulunan toplar damarların çeşitli nedenlerden dolayı genişlemesiyle meydana gelmektedir. Normalde kalpten, vücutta atardamarlarla gönderilen kan, daha sonra yeniden kalbe dönmek için toplardamarlar yardımıyla kan sirkülasyonu sa lamaktadır. Dünyamızdaki yer çekimi kanın toplardamarlardan yukarı çıkmasını zorlaştırmaktadır. Toplardamarlarda bulunan kapakçıkların dejenerasyonu sonucunda varis adı verilen rahatsızlık meydana gelmektedir. Şişme ve a rı Belirtileri ise toplardamarların kıvrımlı ve bölüm bölüm genişlemiş bir hal almasıyla ortaya çıkar. Ayakta uzun bir süre hareketsiz kalınınca alt bacakta şişmeler ve a rılar ortaya çıkar. Çok nadir görülmekle beraber kaşıntı da yapabilir. Tedavi edilmez ise dolaşımın bozulmasından dolayı kanda pıhtılaşma ve yukarıda saydı ımız belirtilerin şiddetlenerek artmasına sebep olur. Tedavisi ameliyatla olabildi i gibi ilaç tedavisiyle de başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Dikkat edilecek noktalar ” Sıcak su ile banyo yapılmamalıdır. ” Sauna, jakuzi ve buhar banyosunu kullanmamaları gerekmektedir. ” Ayakta uzun süre hareketsiz beklenmemeli. ” Yataktan kalkmadan varis çorabı giyilmelidir. ” Kasların, damarların üzerindeki masaj etkisinden yararlanmak için yürüyüş yapılmalıdır. ” Dinlenme sırasında ayakları kalp seviyesinin üzerine çıkartmalısınız. ” Sıcak havalarda dolaşım veya uzun süre ayakta kalmışsanız eve gelince varisli bölgeyi so uk su ile yıkayarak istirahat edin. ” Bu konuda uzman bir doktora giderek tedavi için gerekli şartları yerine getirmelisiniz. Do ru beslenme ve egzersiz; kusursuz bir vucudun garantisi…




VARIS Vücudumuzdaki dolaşım sisteminde, arterler kanı kalpten alarak uzaklardaki doku ve organlara taşıyan damarlardır, venler ise doku ve organlardaki kanı alarak kalbe geri getiren damarlardır. Arterlerin aksine venlerin duvarlarında kan akımına yardımcı olacak şekilde kaslar bulunmaktadır ve venlerin çevresinde bulunan kasların hareketleri de kanın akımına ayrdımcı olur. Bunlara ilave olarak venlerin içerisinde bulunan kapakçıklar kalbe do ru ilerlemekte olan kanın yer çekiminden dolayı geri kaçmasına engel olurlar. Kronik venöz yetmezlik; venlerin normal yapısının bozularak kan akımının aksadı ı duruma verilen isimdir. Varis kronik venöz yetmezlik durumunun hafif derecedeki şeklidir ve yüzeyel (derinin hemen altındaki) venlerin hasara u radı ı, genişledi i ve aşırı dolu göründü ü durumdur. Varis sıklıkla bacaklarda meydana gelir. Varis hastalarının yaklaşık olarak %50 sinde, hastalık aileseldir ve genellikle kalıtsal bir ven zayıflı ı veya damar duvarı zayıflı ı söz konusudur. Hastaların di er yarısında, hamilelik veya şişmanlıktan kaynaklanan ven içi kan basıncı de işiklikleri ve bunun sonucunda meydana gelen damar içi göllenmeler etken olabilir. Aynı zamanda, uzun süreli ayakta durmayı gerektiren meslekler (bekçilik, hemşirelik, garsonluk gibi) yerçekiminin de etkisi ile venlerin kanı iyi bir şekilde kalbe taşımasını engelleyebilir, bu durumda da basınca ba lı damar hasarı ve varis gelişim riski artar. Son olarak da jartiyer ve diz-üstü çoraplar varis oluşma riskini artırabilirler, bu tür giyeceklerin kan akımını engellemeyecek derece elastik olması gerekir. Yetişkinlerin yaklaşık olarak %15 inde varis görülmektedir. Varis kadınlarda erkeklerden daha sık olarak gözlenir (yaklaşık 2-3 kat daha sık). Varis en sık olarak bacaklarda görülmekle birlikte, hamilelik sırasında vajinada ve makat civarında görülebilir (hemoroid). Belirtiler ve Şikayetler - Bacaklarda; varis genelde bacakların iç yüzü boyunca, dizin arkasında ve baldırın arkasında görülür. Etkilenen venler mavi, şişkin ve gerginli i kaybolmuş, kıvrımlı şekildedir. - bazı hastalarda, varis gelişen damarlarda her hangi bir belirti görülmeyebilir, ancak di er hastalarda bacaklarda sürekli - tekdüze bir a rı, bacaklarda basınç ve a ırlık hissi, ayak ve ayak bile inde şişlik, etkilenen venlerin civarındaki deride kaşıntı bulunabilir. Bazı ileri derecedeki hastalarda kan akımının iyice yavaşlaması sonucu bölgesel deri de işiklikleri ortaya çıkabilir (kuruluk, kızarıklık veya koyulaşma ve yara oluşumu). Kan akımının yavaşlaması aynı zamanda etkilenen damarların içerisinde pıhtıların oluşumuna neden olabilir. - genellikle şikayetler günün sonunda daha şiddetlidir (özellikle de uzun süreli ayakta durma olmuşsa). Bazı kadınlar varise ba lı şikayetlerinin özellikle adet öncesi dönemde ve hamilelikte daha çok artı ını belirtmektedirler. Tanı Hekiminiz tarafından yapılacak muayene sonucunda tanı konabilir. Genelde ilave bir test veya tanı yöntemine gereksinim duyulmaz. Hastalı ın Seyri Varis uzun süreli bir hastalıktır, ancak şikayetler artma ve azalma periyodları gösterebilir. E er hamile iseniz ve şikayetleriniz şiddetli ise, do umdan sonra şikayetlerinizin azalaca ı söylenebilir. Ancak do umdan sonra da şikayetleriniz tamamen ortadan kalkmayacaktır, ve gelecekteki hamileliklerinizde de benzer problemleriniz ortaya çıkabilir. Korunma Genel olarak, normal kilonuzu korumakla ve uzun süreli ayakta durmaktan sakınarak varis gelişme riskini azaltabilirsiniz. Ancak maalesef, ailenizde varis varsa bu önlemler de varis gelişmesini engellemeyebilir. E er sizde varis gelişmişse, şikayetlerinizin artmasını engellemek için, düzenli olarak uzanarak veya ayaklarınız kalp hizasının yukarısında olacak şekilde oturarak ksmen önlem alabilirsiniz. Bazı hekimler, destekleyici varis çorapları veya daha özel olan yürürken bacaklarınıza masaj yapan çorapalr giymenin faydalı olaca ını önermektedirler. Bu tür masaj yapan varis çorapalrı yüzeyel venlerdeki kan akımını kolaylaştırarak şişmeleri önlerler. Tedavi Ço u varis hastasının şikayetleri hafif derecededir ve düzenli olarak ayaklarını yukarı kaldırıp dinlenerek veya varis çorapları kullanarak ya da skleroterapi denilen yöntemle tedavi edilebilirler. Skleroterapide, etkilenen venin içerisine, veni harap ederek kan akımını tamamen ortadan kaldıran bir madde verilir. Şiddetli venöz yetmezli i olan hastalarda (özellikle sıklıkla pıhtı gelişenler ve damar civarındaki deride yaralar oluşanlar) damarın ba lanması gerekebilir. Bu cerrahi bir işlemdir. Di er bir cerrahi işlem de flebektomi adı verilen prosedürdür: bu işlem damarın ba lanmasına benzer bir yöntem olmakla birlikte daha az girişim gerektirir. Daha yeni bir yöntem olan lazer tedavisi ise genelde sadece hafif şiddetteki hastalarda kullanılır. Hafif olgularda tedaviye skleroterapi ile başlanması önerilebilir, ancak bu yöntem her zaman kalıcı bir çözüm getirmez. Cerrahi tedaviler daha kalıcı yöntemler olmakla birlikte iz kalmasına neden olurlar ve yeni varis venleri oluşabilir.




TÜRKLER DE KALP HASTALIKLARI

10 yıl içinde kalp hastalıklarından ölümlerin artaca ı bildirildi.

Türk toplumunun ırksal olarak, iyi kolestrol (HDL) düşüklü üne yol açan kalıtsal özelliklere sahip oldu u belirtildi. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Aksoy, şişmanlık ve hareketsizli in kalp- damar hastalıkları riskini artıran önemli unsurlar oldu unu belirterek, Kalp-damar hastalıkları ölümlerinde metabolik sendrom dedi imiz, iyi kolestrol düşüklü ü, trigiliserid, bel çevresi (şişmanlık) ve tansiyon yüksekli i ile şeker hastalı ına e ilim etken oluyor dedi.

Araştırmalarda, bu beş e ilimin Türk toplumunda yüksek düzeylerde görüldü ünü, bu nedenle kalp-damar hastalıklarında yo un artış oldu unu ifade eden Doç. Dr. Aksoy, şöyle devam etti: Kolestrolün düşük olması, o insanın kalp hastası olmayaca ı anlamına gelmez. Kolestrol yüksekli i olmadan da insanlar kalp hastası olabiliyor, yaşamlarını ani krizle yitirebiliyorlar.

Şişman, sigara ve alkol kullanan, iyi kolestrolü yüksek, ancak trigliseridi yüksek olan da kalp hastası olabilir. Türkiyede 300 binin üzerinde kalp hastası var. Akdeniz ve Egede kalp damar-damar hastalı ı daha düşük. Akdeniz mutfa ında katı ya kullanımı yok, bu nedenle kalp hastalı ı görülme oranı daha düşük düzeylerde.

KALITSAL FAKTÖRLER

Avrupa ve Amerikada insanların kolestrol ve trigiliserid de erlerinin, Türk toplumuna oranla daha yüksek, ancak bizde ölümlerin fazla oldu una dikkati çeken Doç. Dr. Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü: Bunda kalıtsal ve çevresel faktörlerin de etkisi var. Genç toplumuz, ancak kalp krizinden ölümlerimiz çok fazla.

10 yıl içinde ölümler ve hasta sayısı önemli ölçüde artacak. 30-40 yaşları arasında kilo artışı çok fazla. Birey 40 yaşını aştı ında karşımıza kalp hastası olarak çıkıyor. İnsanlar en verimli ça ları olan 40 yaşında kalp hastası oluyor.

ÖNERİLER

Doç. Dr. Aksoy, uzun ömürlü olmak için beslenme alışkanlıklarında ve yaşam tarzında de işiklik yapmanın şart oldu unu, stresli yaşam, sigara, alkol gibi alışkanlıklardan uzak durulması gerekti ini bildirdi.

Özellikle katı ya lardan ve kırmızı etten oluşan alışkanlıkların terk edilmesi gerekti ini vurgulayan Doç. Dr. Aksoy, sözlerini şöyle tamamladı: Şişmanlar zayıflamayı denemeli, kalori kısıtlaması yapmalı, hayvansal kökenli ya lardan uzak durmalı, sıvı ya lar tercih edilmeli. Haftada en az 4 kez 1er saat yürümeli. Asla ve asla sigara kullanılmamalı. 20 yaşını geçenler yılda bir kez kan ya larına baktırmalı, ailede risk faktörü varsa o kişi yaşamına daha dikkat etmeli. 40 yaşına kadar 5 senede bir kontrol öneriyoruz, 40 yaşından sonra kontrol sayısı artırılmalı.

Next Page »