Şifalı Bitkiler




Ağu ağacı
Zıkkım ağacı
Zokkum ağacı
Familyası: Zakkumgillerden, Hundgiftgewaechse, Apocynaceae
Drugları: Zakkum yaprağı: Oleandri folium
Zakkum yaprakları tentür ve natürel ilaç yapımında kulanılır, fakat çayı içilmez, zira çok zehirlidir.

Giriş: Zakkumun yaprakları zeytin yaprağına benzediğinden zeytin ağacı anlamına gelen ve çalı anlamına gelen dendron kelimelerinden türemiş ve kısaca oleander ismini almıştır. Zakkumun bilinen bir bu türü vardır ve bundanda çeşitli kültür türleri üretilmiştir. Eskiden Akdeniz ülkelerinde çok az miktardada olsa idrar söktürücü olarak kulanılmıştır. Eşek, at ve katır gibi hayvanlar için çok zehirli olduğundan eşek öldüren diyede anılır.

Botanik: Zakkum 2-6 metre boyunda genelikle çalı , nadirende ağaç şeklinde, kışın yapraklarını dökmeyen bir bitkidir. Vatanı doğu Akdeniz ülkeleri olan bitki günümüzde Avrup, kuzey ve güney Amarika ve Asyanın bir çok yöresinde kültür bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Yaprakları üçlü çember etrafında her biri 10-15 sm uzunluğunda 1-3 sm eninde, üst kısmı parlak, alt kısmı donuk yeşil renkli, mızrak şeklinde ve ucu sivricedir. Çiçekleri yarıya kadar koni şeklinde, yarıdan ihtibaren beş parçalı, her parça hafif üçgenimsi, kırmızı, pempe veya beyaz renklidir. Meyveleri fasulye kapcığı gibi 10-15 sm uzunluğunda ve içi küçük tohumlarla doludur.

Yetiştirilmesi: Vatanı Türkiye olan bitki, Türkiyenin sahile yakın yörelerinde yabani olarak yetişir. Diğer bölgelerde ise kişi dondan korumak için oturma odaları veya benzeri yerlere alınır.

Birleşiminde: Zakkum yapraklarındaki maddeleri önemine göre şöyle sıralıyabiliriz.
a-) Cardenolidglikozitler (kalpeetkiliglikozitler) % 1-2 arasında olup bununda en önemli bileşiğini % 80’le oleandrin’den oluşur. Bundan başka desasetiloleandrin, 4’- asetiloleandrin, digitoxigenin, gitoxigenin, oleandrigenin, oleagenin, 16’-anhydrogitoxigenin, uzarigenin, adynerigenin ve adynerini sayabiliriz. Oleandrinin hidrolizi (suda çözülmesi) ile oleandrigenin ve oleandroz’a ayrılır.
b-) Şeker türevlerinden (monosakkaritlerden): L-Oleandrozlar, d-diginozlar, d-digitalozlar, d-glukzlar, d-sarmentozlar ve gentiobiozlar
c-) Flavonitler % 0,5 oranında olup başta: rutin, kaempferol-3-O-rhamnoglukozit, quercetin, ve kaempferoltürevleri içerir.
d-) Triterpenlerden: Ursolasit ve oleanolasit en önemlileridir.

Araştırmalar: Zakkumla ilgili geniş çaplı bir araştırma yapılmamıştır.
1-) Dört bitki ekstresinin karışımından oluşan damalamanın orta derecedeki kalp zafiyetine karşı etkili olduğu Komisyon E tarafından beyan edilmiştir.
2-) Dr Özenin kansere karşı zakkumdan etkili bir ilaç eldeettiği iddeası hiç bir zaman bir klinik araştırmasına dayanmamaktadır. Bu doktordan başkada bu yönde iddealar ileri süren ve iddeasını isatlayan bir ilim adamı çıkmamıştır. Dah ciddi bir araştırma yaptıktan sonra açıklama yapsalardı belkide daha iyi olurdu. Bu nedenle çok zehirli olan bu bitkini kansere karşı kulanılması problemi dahada çıkılmaz hale getirir.

Tesirşekli: Kalbe etki edici ve idrar artırıcıdır.
Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılmamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Zakkum yerine göre daha etkili olan başka bitkiler kulanılmalıdır.
b-) Komisyon E tarafından yayınlanan monografide zakkumun kalp zafiyetine karşı sadece tek başına yetersiz olacağı ve ancak adasoğanı-, keklikotu-, inciotu-, zakkum preparatları veya Gökçek İksiri daha etkilidir. Fakat kalp rahatsızlıklarına karşı aloe vera, noni, alıç, oğulotu ve aslanotu preparatları daha uygundur.

Açıklama: Birleşimindeki maddeler yüksekotunun birleşimindeki maddelere çok benzer ve oldukca zehirlidir. Bu nedenle natürel ilaç veya tentürü kulanılır, fakat asla çayı içilmez. Zakkumlu ilaçlarda uzun süre kulanıldığında vücutta yoğunlaşarak (kumulieren) zehirlenmeye neden olur. Bu nedenle dozajını iyi ayarlamak gerekir.

Yantesiri: Zakkum çok zehirli olması nedeniyle mutlaka tarife uyulmalıdır. Eşek ve atlar için 15-20 gram ve koyunlar için 1-5 gram öldürücü olabilir. Zakkum zahirlenmesine karşı sulfur (kükürt) tentürü bir gram kükürt 1000 ml alkolle özel şekilde karıştırılark tentür eldeedilir. Tentürden günde 3-5 dafa 3-5 damla alınır. Zehirlenen kişide dil ve yutak hissizleşir, nefes yollarıda felç, şok, nabız yavaşlaması, nefes darlığı, el ve dudaklar morarır ve 2-3 saat sora ölümle sonuçlanır. Gökçek İksiri ve alıç preparatları daha etkilidir.





 Familyası: Tahilgillerden, Süssgraeser, Poaceae
Drugları: Yulaf Meyvesi (Tohumu): Avenae fructus
Yulafotu; Avenae herba
Taze Yulafotu; Avenae herba recens
Yulaf samanı; Avenae stramentum

Giriş: Yulafın dünyada bilinen 70 türü mevcut olup, bunlardan en yaygın olarak kulanılan türü Kültür bitkisi olarak etkili olan tür avena sativa, yabani Yulaf; avena fatua, kılçıksız Yulaf; avena nuda, kumluk Kulafı; avena strigosa, Türk Yulafı; Avena orientalis, ve Çin Yulafi; Avena chinensisi sayabiliriz.

Bu Yulaf türlerinden kültür Yulafının asıl vatanın Anadolu olduğu ve buradan dünyanın diğer ülkelerine yayıldığı bilinmektedir. Türkler tarafından çok eskiden beri bilinen ve kulanılan Yulaf geleliklede At yemi olarak kulanılmıştır. Niscolas Cupeper 1652’de kaşıntılı deri hastalıklarını yulaf lapası sararak iyileştirmiş ve onu diğer araştırmalar takip etmiştir.

Botanik: Tahılgillerden olan Yulaf bir yıllık bir bitki olup, takriben 60-150 cm boyunda ve dikine yükselir. Yulaf diğer tahıllardan farklı olarak ağ şeklindeki kuvvettki kökleri nedeniyle susuzluğa daha dayanıklı ve yine diğerlerinden farklı olarak çiçekleri salkım şeklindedir.

Yaprakları sapı kavralıyan boru şeklindeki bölüm ve gövdeden ayrılan uzun ince bir şerit şeklinde ucu sivrice, kenarları bütün, 0,5-2 cm eninde 30-50 cm uzunluğunda ve bozumsu yeşil renktedir. Çiçekleri gövdenin en üstünde salkım şeklinde 15-25 cm uzunluğunda topluca bir aradadır. MNeyveyi koruyan iki dış kabuğun ucları sivri ve kılcık şeklindedir. Bu kılçıklar meyveyi kuşlara karşı korur ayrıca tohumu saran kabuğun uzun sivri kılçıkları vardır ve meyveleri 7-13 mm uzunluğundadır.

Yetiştirilmesi: Asıl vatanı Türkiye olan bitki, buradan Avrupa, Asya ve Amarikanın ılıman ve hafif soğuk iklimli ülkelerine yayılmıştır. Susuzluğa diğer tahıllara oranla daha çok dayanır.

Hasat zamanı: Sapı sarardımı hasatı yapılır. Homeopatide tentürü yapılacaksa Yulaf çiçek açarken yoplanır ve işlenir. Çayı yapılacaksa yine taze yeşil Yulaf çiçek açarken toplanır ve kurutulur.

Birleşiminde: …

Araştırmalar: …

Tesir şekli: …

Kulanılması: Üniversite kliniklerinde yapılan tedavi denmeleri ve araştırmalara göre: Yulaf kandaki lipid , kolesterol, trigliserid ve glukozu düşürür. Sinirleri kuvvetlendirir ve yatıştırır, sigara ve alkol bağımlılığını önler.

Müsli: Yulafın ezildikten sonra kurutulması ve kurutulmuş meyvelerlerle, kuru üzüm, çitkolata, fındık, fıstık, ceviz karıştırılarak yenmesi için hazırlanır ve buna müsli denir. Müslinin hazırlanması kişinin zevkine göre değişir, meyve, bal veya reçel katılmasıda kişinin zevkine bağlıdır, fakat burada önemli olan yulaf ezmesidir. 3-4 çorba kaşığı müsli, 5-6 çorba kaşığı yoğutla ve 1-2 çorba kaşığı bal veya reçelle karşıtırldıktan sonra karıştırılarak yenir. Bu karışıma soyulduktan sonra ince doğranmış elma, armut, portakal, mandalina, muz veya çekirdekli, çekirdeksiz üzüm vede çekirdeği çıkarılmış vişne, kiraz, kaysı ve erik ilave edilebilir. Toplum olarak sıcak yemek yemeğe alışkın olduğumuzdan soğuk yoğurtlu müsli yedikten sonra şifali bitki çayı (nane, papatya, kuşburnu, limon kabuğu, oğulotu vb…) içilmesi tavsiye edilir. Müsliden günde enaz bir defa olmak şartı ile 4-6 hafta alınması halinde sindirim rahatsızlıkları, kolesterol, lipid ve trigliseride karşı iyi gelir ve kandaki şekeri düşürür.

Çay harmanaları: …

Açıklama: Yulaf yağlarının % 80’i doymamaış yağ asitlerinden oluşur ve buda damarsertliğini önler, kolesterolu düşürür. Karbonkidratların birleşimindeki önemli bir maddede Fruktozlar olup, insulinsiz hücrelere geçer veenerjiye dönüşür. Bunedenle Yulaf pankreası kuvvetlendirir. Birleşimindeki B-Kopleks-Vitaminler ve pantothenasit sinirleri güçlendirici ve beyni çalıştırırcıdır.

Eskiden lüzumsuz madde olarak görülen liflerin (Rouhage) günümüzde bağırsakları çalıştıran, hareketlendiren, zehirli maddelerin dışarı atılmasını sağlayan, kabızlığı, şekeri ve şişmalığı önleyen bir madde olduğu anlaşılmıştır. Liflerin birleşiminde yarı selülozlar, selülozlar, pektinler ve liganın içerdiği bilinmektedir.

Ben Almanların neden bu kadar çalışkan olduklarını çok merak ettim ve yıllarca araştırdım. Bu kadar çok içki kulanan insanların normal olarak uyuşması lazımdı, oysa çalıştığım işyerinde 84 milletten insanlar çalışmakta ve en çalışkanlarıda Almanlardır. Diğer milletlerden olan insanlar 15 dakikalık molayı 20 dakikaya, 30 dakikalık molayı 45-50 dakikaya çekmeye çalışırken, Almanlar mola saati bitmeden iş başı yapıyorlardı.

Bunun sebebini şimdi anlıyorum. Yulaf pilavı, ezmesi, veya kepeği yiyen insanlar 7-8 Saat yerine 4-5 Saat uyuyor ve daha dinamik, dinç ve çalışkan oluyor, bunu kendim denedim (24.06.01). Dünyada 40 milyon ton yulaf üretilmekte vede en çok ABD’liler ve Almanlar tarafından tüketilmektir. Yulaftaki protein ve aminoasitler hayvansal ürünlerden (et, peynir ve yumurta) daha üstündür. Yulaf ise dinçlik verir ve hareketlilik kazandırır, oysa hayvansal besinler insanı uyuşturur.

Eskiden Türklerde bol çemen (boyotu) ve sarımsak yerlerdi ve aynı etkiye sahip bu bitkilerden çemen Türkler tarafından hemen hemen hiç kulanılmamaktadır. Dünyada kendi kültürüne karşı umursamaz olan başka bir millet varmı? Diye çok düşündüm ve araştırdım. Her millet kendi kültür değerlerine sıkı sıkıya bağlı biz Türkler hariç nedenini birbilen varmı?




Yasemin, Jasmin, Jasminum officinalis
Adi Yasemin
Tıbbi Yasemin
Familyası: Zakkumgillerden, Oleandergewaechse, Oleaceae
Drugları: Yasemin Çiçeği: Jasemini flos
Yasemin çiçekleri subuharı destilasyonu (damıtma) ile veya ekstrasyonuyla birleşimineki eterikyağ eldeedilir.

Giriş: Yasemin zakkumgillerin bir altgrubu olan jasminoidlerden olup bu grupta bilinen 10 tür mevcuttur, fakat en çok tıbbi Yasemin: J. officinalis kulanılır. Yasemin Avrupaya Faslılar tarafından 16. yüzyılda getirilmiş ve bitki 17. yüzyılda bütün Akdeniz havzasınnı kaplamıştır. Vatanı muhtemelen Hindistan olduğu tahmin edilen bitki gümümüzde subtropik ülkelerde yabani olarak yetişir.

Botanik: Yasemin 1-4 metre boyunda bir sarmaşık olup bulunduğu yerdeki duvar veya ağaçların üzerine yayılır. Anagövde odunsu küçük bir ağaçı andırır ve dalları çevresine yayılır. Kanat yaprakları 5-11 parçadan meydana gelir ve her parça yaprak mızrak şeklinde, kenarları kalkık, çevresi bütün, koyu yeşil renklidir.

Çiçekleri bitkinin uctaki dallarında olur ve topluca birarada demet şeklindedir. Çiçekleri beş parçalı beyaz renkli ve geri kısmı boru şeklindedir. Taç yaprakları çan şeklinde saran yeşil renkli kupa yaprağı vardır.

Yetiştirilmesi: Vatanı Hindistan olduğu tahminedilen bitki günümüzde başta Akdeniz ülkeleri olmak üzere subtropik ülkelerde yabani olarak yetişmektedir. Türkiyenin iç-, doğu-, ve güneydoğu bölgelerinde kışın dışarda donma tehlikesine karşı bitki sera veya eve alınmalıdır.

Hasat zamanı: Mayıstan Eylüle kadar sabah erkenden toplanan çiçeklerinin hemen içlenmesi gerekir, aksi halde birleşimindeki eterikyağı kayıp eder.

Birleşiminde:…

Tesirşekli:…

Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılmamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Yasemin yerine daha etkili olan başka bitkiler kulanılmalıdır. Örneğin strese karşı Kılıçotu-, Kava-kava-, Kediotkökü-, Oğulotu preparatları veya Gökçek İksiri daha etkildir.

b-) Aromaterapisinde yasemin eteryağı başta korku, depresyon, stres, frigidity (kadınlarda cinsel soğukluk), ikdidarsızlık (erkeklerde cinselgüc yetersizliği), adet zorkuğu, öksürük ve seskısıklığına karşı kulanılır. Yasemin yağından günde 3-5 defa 1-2 damla bir parça ekmek, bir tatlı kaşığı bal veya bir tatlı kaşığı kaymakla alınır. Odanın kokusunu güzeleştirmek için Aromalambası, Koni veya Bir bardak suya 10-15 damla yasemin eteryağı ilaveedilir.

Yantesiri: Yaseminin bilinen bir yantesiri yoktur, şayet tarife uyulmayıp fazla alınırsa Yasemin eteryağı güzel kokacağına pis kokar. Bu nedenle fazla alınmamalıdır.

B-) Büyük Yasemin, Grosse Jasmin, Jasminum grandiflorum

Yukarıdaki Tıbbi Jaseminle bunu ayırmak oldıkca zordur aradaki fark çiçeklerinin hafif büyük olmasıdır.

C-) Arap Yasemini, Arbische Jasmin, Jasminum sambac

Çiçeklerinin katmerli olması ile diğerlerinden ayrılır, fakat aynı gibi bununda eterik yağı kulanılır.

D-) Yaban Yasemini, Feld Jasmin, Jasminum fruticans

Dağlarda yabani olarak yetişir ve çalı gürümünde olup yaprakları yonca yaprağı gibi üçlü şekilde bir arada bulunur. Meyveleri olğunlaşınca siyah, parlak ve nohut büyüklüğündedir. Bu türün esansı yapılmaz.

E-) Hint Yasemini, Indische Jasmin, Plumeria acutifolia

Bunun yaprakalrı tek, mızrak şeklinde, koyu yeşil ve parlaktır. Çiçekleri ise pervane gibi olup tıbbi Jasemin çiçeğine çok benzer. Bu bitki sadece süsbitkisi olarak yetiştirilir.




Yapışkanotu, Aufrechte Glaskraut, Parietaria officinalis
Şifalı Yapışkanotu
Dikey Yapışkanotu
Duvar Fesleğeni
Bereotu

Familyası: Isırganotugillerden, Brennesselgewaechse, Urticaceae
Drugları: Yapışkanotu: Parietariae herba
Yapışkanotunun tamamı (kökleri hariç) çay ve natürel ilaç yapımında kulanılır.

Giriş: Yapışkanotunun oldukca çok türü vardır ve bunlardan en çok Şifalı Yapışkanotu: P. officinalis bilinir ve kulanılır. Bunun haricinde Türk Yapışkanotu: P. judaica, Küçük Yapışkanotu: P. parviflora, Büyük Yapışkanotu: P. diffusa ve Dallı Yapışkanotu: P. ramiflora’yı sayabiliriz. Vatanı Akdeniz ülkeleri olan bitki günümüzde Asya ve Avrupanın ılıman bölgeleri ve kuzey Amarikada yabani olarak yetişmektedir.

Botanik: Yapışkanotu 30-80 cm boyunda çok yıllık dikine yükselir ve bulunduğu yerde yayılarak kümeler kümeler oluşturur. Yaprakları yumurta-mızrak şeklinde yani önce yumurta şeklinde yarıdan sonra uca doğru sivrilerek mızrak şeklini alır.

Yaprakların kenarları bütün koyu yeşil renkli 4-8 cm uzunluğunda 2-4 cm enindedir. Çiçekleri yaprak sapları dibinde kümelenmiş şekilde oldukca küçük çok sayıda çiçekten meydana gelir ve genelikle beyazımsı yeşil renklidir.

Yetiştirilmesi: Genelikle duvar dipleri, duvar aralıklarında, viranelerde, kendiliğinden yabani olarak yetişir. Tohumları ile tarla ve bahçelerde yetiştirmek mümkündür.

Hasat zamanı: Mayıstan Ekime kadar yerden 5-10 cm yukarıdan keserek demet yapılır, havalı, güneşli ve kuru yerlerde kurutulur.

Birleşiminde:…

Tesirşekli:…

Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılmamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Yapışkanotu yerine daha etkili olan başka bitkiler kulanılmalıdır. Örneğin böbrek iltihaplanmasına karşı A. Başakotu-, Isırganotu-, Ardıçkozalağı preparatları veya Gökçek İksiri daha etkildir.

b-) Halkarasında böbrek ve mesane taş, kum, iltihap ve yaralarına karşı kulanılır. Ayrıca karaciğer-, safra rahatsızlıkları, öksürük ve bronşite karşı kulanılmaktadır. Haricen yaraların ve urların üzerine lapası sarıldığından iyileştirdiği söylenmektedir.

Çay: Kurutulmuş ve ince kıyılmış yapışkanotundan iki kahve kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynarsu ilaveedilerek 5-10 dakika demlemeye bıraktıktan sonra süzerek içilir.

Yantesiri: Bilinen bir yantesiri yoktur.

B-) Türk Yapışkanotu

Türk yapışkanotu genelikle Türkiyenin Karadeniz, Marmara ve Eğe bölgesinde yetişir ve yaprakları oldukca küçüktür.

C-) Büyük Yapışkanotu

Büyük yapışkanotunun yaprakları daha büyükce, nemli ve sıcak bölgelerde yetişir.

D-) Dallı Yapışkanotu

Dallı yapışkanotu çok çatallaştığı için dallı yapışkanotu diye anılır, Türkiye ve Türkistanda yetişir.




Vanilya, Vanille, Vanilla planifolia
Şifalı Vaniya

Familyası: Salepgillerden, Knabenkrautgewaechse, Orchidaceae
Drugları: Vanilya meyvesi: Vanillae fructus
Vanilyanın fasulyenin kapcığına benzeyen meyvesi özel kurutmadan (fermantasyon) sonra çayı yapılır, baharat olarak veya eterikyağı aromaterapisinde kulanılır.

Giriş: Vatanı güney ve orta Amarika olan Vanilyanın oldukca çok türü vardır, fakat genelikle şifalı vanilya olarak bilinen vanilla plniflia’nın alttürleri kulanılır. 16. yüz yılda Fransızlar tarafından Avrupaya getirilen bitki birçok Asya ve Afrika ülkesinde, doğu Afrika, Mdagaskar, Reunion, Seylon, Endonezya ve Meksikada yetiştirilmektedir. Günümüzde en çok Meksika, Cava ve Boyrbo (Reunion) vanilyaları kulanılmaktadır.

Bu vanilya türlerinin birleşimindeki eterik yağlar birbirlerine oldukca yakındır. Asya ve Afrika ülkelerinde yetişen oldukca vanilyalar çiçek açmalarına ragmen meyveye dönüşmemesi insanları şaşırtmıştır. Yapılan araştırmalarda vanilyanın sinekkuşu veya tropik Amarikaya has böcekler tarafından dölendiği tesbitedilmiştir. Bunun üzerine Asya ve Afrika ülkelerinde sunni olarak çiçekleri iki parmakla hafif sıkmakla yapılmıştır.

Botanik: Gövdesi yetiştiği iklime ve toprağa göre 20 metre boyunda olabilir, tüysüz parlak ve etkilidir. Yapraklari mızrak şeklinde, kenarları bütün, koyu yeşil veya sarımsı yeşil rnkli, etli ve her yaprağın karşısında bir halizon vardır ve halizonlar çevresindeki ağaç, duvar veya çit tırmanır. Meyveleri fasulye kapcığını andırır ve uzuncadır. Olğunlaşan Meyveleri sarımsı renklidir.

Yetiştirilmesi: Vanilya tropik ülkelerde yetişen bir bitki olup Türkiyede ancak seralarda veya botanik bahçelerde yetiştirilebilir.

Hasat zamanı: Olğunlaşan meyveleri 3-4 dakika kaynarsuya daldırılıp çıkarıldıktan sonra küplerde terlemesi beklenir ve 3-4 hafta güneşte kurutuktan sonra kulanılır. Vanilya 15-25 cm uzunluğunda 5-10 mm eninde yastı, siyahımsı renktedir.

Birleşiminde:…

Tesirşekli:…

Kulanılması: a-) Üniversite kliniklerinde tedavi denemeleri ve araştırmalar yapılmamıştır. Bu nedenle bugünkü bilgilere göre 2. sınıf bir şifalı bitkidir. Vanilya yerine daha etkili olan başka bitkiler kulanılmalıdır. Örneğin depresyona karşı Kılıçotu preparatları veya Gökçek İksiri daha etkildir.

b-) Aromaterapisinde: Vanilya yağı parfüm, yüzkremi, vücutyağı, banyoyağı yapımında ve aromalambasına katmak için vede stres, depresyon ve korkuya karşı kulanılırsada daha etkili olan bitkiler mevcuttur.

c-) Halkarasında genelikle pasta, kuru pasta, kek, çikolata, bisküvit, mahallebi, dondurma vb. Tatlıların yapımında tatlandırıcı, güzel koku ve aroma verici olarak kulanılır.

Yantesiri: Vanilyanın bilinen bir yantesiri yoktur, fakat bazı kişilerde alerjik etkiye sahip olabilir.

Next Page »