Kanser





MULTIPLE MYELOM

Multiple myelom, kemik ili inin kanseridir. Nedeni immün sistemde görevli beyaz kürelerin bir türü olan, plazma hücrelerinin kontrolsüz büyümesidir. Normalde plazma hücreleri immünglobülün veya antikor adı verilen ba ışıklık sistemine ait maddeleri üretirler. Ancak, multiple myelom da plazma hücreleri kontrolsüz bir şekilde ço alırlar ve çok aşırı miktarda tek tip immünglobülin üretirler. Di er tür immünglobülinlerde ise tehlikeli düzeyde azalma meydana gelir; bu durumda hasta enfeksiyonlara karşı duarlı hale gelir. Dahası, kanser hücreleri kemiklerde ve kemik iliklerinde toplanarak, kemik dokusunu harap eden tümörler (kitleler) meydana getirirler, bu durum kemiklerin zayıflamasına ve kırıklara neden olabilir.
Multiple myelom, son derece nadir bir kanser türüdür, ABD de her 100.000 kişide 3-4 kişide görülür. Bu hastalıkta yaş önemli bir risktir, hastalık genelde 60 yaş civarında ortaya çıkar. Di er risk faktörleri; radyasyon, asbest, benzen ve pestisidlerdir.

Hastalı ın ilk başlarında herhangi bir şikayet olmayabilir. Bununla birlikte multipl myelom geliştikçe, aşa ıdaki belirtiler ortaya çıkabilir:
- Kemik a rıları, özellikle sırt, kaburga ve bazen de kollarda. Bu a rıların ortaya çıkabilmesi için myelom hücrelerinin sayısı kemikte harabiyet oluşturabilecek kadar çok olmalıdır,
- Sık sık enfeksiyonlara yakalanmak,
- Halsizlik,
- Kanamaların artması, özellikle burun ve dişetlerinde,
- Vücutta kolayca çürüklerin meydana gelmesi,
- Ciltte genel bir hissizlik,
- Ciddi böbrek şikayetleri,
- Tat duyusunun kaybolması,
- Bulantı ve kusma,
- Zihin bulanıklı ı.

Tanının konmasında doktorunuzun şüphelenmesi, ve kan tahlilleri yönlendiricidir. Kanser hücrelerinin kemik ili ini işgal etmesine ba lı olarak, normal kırmızı kan hücrelerinin üretimi azalır ve hastada kansızlık (anemi) ortaya çıkar. Kan testlerinde ayrıca artmış immünglobülinlerden dolayı protein miktarınd artış saptanır. 24 saatlik idrarda, hastalı a yönelik anormal proteinler saptanabilir.

Vücuttaki uzun kemiklerin, kafatası ve gö üs röntgenlerinin çekilmeis myelom tanısının konmasında destekleyici bilgiler verir ve kemiklerdeki zayıflamayı ortaya koyar. Plazma hücrelerinin anormal derecede arttı ını ispatlamak için kemik ili i biyopsisi yapmalıdır. Normalde plazma hücreleri kemik ili indeki hücrelerin %5 inden daha azını teşkil ederler. Ancak myelomlu hastalarda bu oran %10-%90 arasında olabilir. Tanısal amaçla yapılan kemik ili i biyopsisinde, %30 dan fazla plazma hücresi saptanası multipl myelom tanısı koydurur.

Tanı konduktan sonra, kanserin yaygınlı ını saptamaya yönelik testler yapılmalarak hastalı ın evresi saptanmalıdır. Evreleme karmaşık bir işlem sayılabilir ve protein düzeyine, kalsiyum seviyelerine, böbrek fonksiyonlarına ve kemik hasarına göre belirlenir. Aşa ıdaki evreleme, her klinik tarafından uygulanmıyor olabilir veya de iştirilerek uygulanıyor olabilir.
- Evre - I : az miktarda kanseri hücresi vücuda yayılmıştır ve hastada herhangi bir şikayet olmayabilir.
- Evre - II : yayılım birinci evreye göre daha fazladır.
- Evre - III : çok sayıda kanser hücresi vücuda yayılmıştır. Aynı zamanda kansızlık, kemik hücrelerinin yıkımına ba lı olarak kan kalsiyum miktarının artışı, üçten fazla kemikte tümöral kitle veya kanda M-protein adı verilen protein miktarının artışı olabilir.

Hastaların yaklaşık olarak %15 i tanı konulduktan sonraki ilk üç ay içinde yaşamlarını yitirirler. Ço u hastada ise hastalık 2-5 yıl süresinde yavaş yavaş ilerler ve durumun aniden kötüleşti i bir dönemle sona erer.

Kişileri radyasyon, asbest, benzen ve pestisidlerden koruyarak multiple myelomalı hastaların sayısını bir miktar azaltmak mümkündür.

Tedavi

E er hastada her hangi bir belirti (şikayet) yoksa tedavi hastalık ilerleyene kadar ertelenebilir, ancak hastanın genel durumu iyi de erlendirilmelidir. Tedavi başladı ında :
- 1 veya 2 yıl boyunca sürecek 4-6 haftalık ilaç tedavileri (kemoterapi) uygulanır. Bu tedavi ile hastaların %70 inde bir miktar iyileşme ve %10 unda tam remisyon (tam iyileşme dönemi) elde edilebilir.
- belirli kemiklerin tutuldu u hastalarda radyasyon tedavisi uygulanabilir.
- ciddi enfeksiyonların oluşmasının engellenmesi için intravenöz (damar içine) immünglobülin verilebilir.
- kemik ili i transplantasyonu. Bu tedavi 65 yaşın altındaki hastalarda ve özellikle hastalı ın ilk başlarında fayda sa layabilir.
- ancak yukarıda açıklanan tedavi yöntemlerinden herhangi birinin hastaları tam olarak tedavi edebile i kesin de ildir, ancak bu yöntemler hastaların uzun yıllar yaşamasına katkıda bulunabilir.

E er sizde sık sık enfeksiyon gelişiyorsa, kemik a rısı, sık burun kanaması, küçük bir kesik sonucu uzun süreli kanama, kolay çürük oluşumu ve anormal derecede halsizlik şikayetleriniz varsa vakit geçirmeden hekiminize müracaat edin. Özellikle 50 yaşın üzerindeki kişiler bu tür şikayetler konusunda dikaktli olmalıdır.

Multipl myelomlu hastaların %29 u tanı konulduktan sonra 5 yıldan fazla yaşamaktadırlar. Ancak multipl myelomlu her hangi bir hasta için 5 yıllık yaşam süresi, hastalı ın evresine ba lıdır:
- Evre I : %25 - %40
- Evre II : %15 - %30
- Evre III : %10 - 25




LOSEMI Lösemiler, vücuttaki kan üretim sistemini (lenfatik sistem ve kemik ili i) etkileyen kanserlerdir. Lösemiler akut veya kronik olarak (mikroskoptaki görünüşlerine göre alt gruplara ayrılırlar) ve tümörün yayılım ve gelişim özelliklerine göre sınıflandırılırlar. Genel olarak, akut lösemiler çocuklarda ortaya çıkarken, kronik lösemiler daha çok yetişkinlerde görülme e ilimindedirler. Akut Lösemiler Akut lösemide, kemik ili inde olgunlaşmamış kan hücreleri hızlı bir şekilde üretilmekte, ve sonuçta sa lıklı-normal kan hücrelerinden sayıca daha fazla hale gelmektedirler. Bu anormal hücreler di er organlara da yayılarak, organı fonksiyonlarını yapamaz hale getirebilirler. Akut lösemilerin sınıflandırılması temel olarak olgunlaşmayan hücrelerin tipleir esas alınarak yapılır: - Akut Lenfoid Lösemi (ALL) : Normalde lenfosit adı verilen olgun kan hücresi tipine dönüşmesi gereken lenfoblast isimli olgunlaşmamış kan hücrelerin artması ile karakterizedir. Bu lenfoblastlarin sayıları çaok miktarda artar ve genelde lenf dü ümlerinde birikirek şişliklere neden olurlar. ALL, en sık gözlenen çocukluk ça ı kanseridir, ve 15 yaş altındaki çocuklarda gözlenen lösemilern %80 i ALL dir. Bazen yetişkinlerde de görülebilmekle birlikte, 50 yaşın üzerinde ALL son derece nadirdir. - Akut Myeloid Lösemi (AML) : Myeloblast adı verilen ve normal kan hücrelerine dönüşmesi gereken olgunlaşmamış kan hücrelerlinin üretimi ile karakterizedir. Olgunlaşmamış bu hücreler kemik ili inde çok yüksek sayılara ulaşırlar ve normal kan hücrelerinin üretimini azaltırlar. Sonuçta anemi (kansızlık - kırmızı kan hücresi üretiminde azalma) ve sık enfeksiyona yakalanma (beyaz kan hücresi üretiminde azalma) durumu ortaya çıkabilir. Ergenlik ça ında ve 20 li yaşlarda saptanan lösemilerin %50 sini, yetişkinlerdeki lösemilerin de %20 sini AML oluşturur. Kronik Lösemiler Kronik lösemi, görünüşte olgun ancak normal olgun kan hücrelerinin yaptıklarını yapamayan kan hücrelerinin aşırı üretimi ile karakterizedir. Kronik lösemi daha yavaş ilerler ve sonuçları daha az dramatiktir. Temel olarak iki alt grubu vardır: - Kronik Lenfoid Lösemi (KLL) : Olgun görünüşe sahip lenfositlerin kemik ili inde aşırı üretimi ile kendini gösterir. Bu anormal hücreler tam olarak olgunlaşmış normal lenfositler gibi görülürler, ancak normal lenfositler gibi vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyamazlar. KLLde, kanser hücreleri kemik ili inde, kanda ve lenf nodlarında bulunurlar ve lenf dü ümlerinde şişmeler meydana gelir. KLL tüm lösemilerin %30unu oluşturur. 30 yaşın altında nadiren görülürler, ancak görülme sıklı ı yaşla birlikte artar ve en sık olarak 60-70 yaş arasında gözlenir. Saçlı (Hairy) hücreli lösemi; lenfosit kaynaklı bir kronik lösemidir ancak KLLden farklıdır. KLLden farklı olarak, saçlı hücreli lösemi ilaç tedavisi ile sıklıkla tedavi edilebilmektedir. - Kronik Myeloid Lösemi (KML) : Bu lösemi, olgun görünüşlü ancak fonksiyon kaybı bulunan myeloid hücrelerin (beyaz kan hücreleri gibi) aşırı üretimi ile kendini gösterir. Bu aşırı üretim hiç normal hüre kalmayana kadar devam eder. KML hastası olanlarda sıklıkla Philadelphia kromozomu denilen kromozom anomalisi ortaya çıkar. Bu kromozom anomalisinde bu hastalı a neden olan bir enzimin üretilmesine neden olan bir genin oldu u düşünülmektedir. KML yetişkinlerde gözlenen lösemilern %20-30 unu meydana getirir ve 25-60 yaşları arasında gözlenir. Bazı hastalarda kemik ili i nakli ile bu hastalık tedavi edilebilir. Genel olarak lösemiler tüm kanserlerin %2 sini oluştururlar. Erkeklerde lösemi daha sık gözlenmektedir. Ayrıca beyaz ırkta da daha sıktır. Yetişkinlerde lösemi tanısı konma sıklı ı çocuklardan 10 kat daha fazladır ve risk yaşla birlikte artar. Çocuklar arasında ise 4 yaş altında daha sık gözlenir. Löseminin kısmen de olsa ailevi olabilece ine dair bulgular vardır; özellikle KLL gibi belirli türlerinde, bazı ailelerde yo unlaşma gözlenmektedir. Belirli genetik hastalıklarda (Down sendromu gibi) da bazı lösemi tiplerinin daha sık gözlendi i bilinmektedir. Bununla birlikte, kesin bir genetik ve ailevi risk henüz saptanmamıştır. Myeloid lösemi olgularında, iyonize edici radyasyona ve benzene (kurşunsuz benzinde bulunur) maruziyetin hastalı ın gelişmesinde etkili oldu unu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Belirtiler Erken döneme ait belirtiler genelde gözden kaçmaktadır, çünkü bu dönemdeki şikayetler nezle veya di er sık gözlenen hastalık şikayetlerine benzer. - Ateş, halsizlik, kemik ve eklemlerde a rılar, baş a rıları, deride kızarıklıklar, - lenf dü ümlerinde şişlikler - sık sık enfeksiyona yakalanma - sebebi bilinmeyen kilo kaybı - dişeti ve burun kanamaları - karaci er veya dalakta büyüme veya karında şişkinlik hissi - ciltte sık sık çürükler meydana gelmesi veya kesiklerin çok güç durması Tanı Öncelikle şikayetlerinizden ve muayene bulgularınızdan şüphelenilmesi gerekir, daha sonra kan testleri ile tanı netleştirilebilir. Daha sonra yapılacak kemik ili i biyopsisi, özel kan testleri ve genetik testler yapılabilir. Genel olarak kronik lösemi akut lösemiden dah yavaş ilerler. KML hastaları tipik olarak 3-5 yıl boyunca normaldirler daha sonra AML benzeri bir tablo meydana gelir. Şu an için lösemia hstalı ından korunmanın kesin bir yöntemi bilinmemektedir. Ancak ileriki yıllarda genetik testler, lösemi gelişme riski yüksek kişileri belirlemede kullanılabilir. O döneme kadar lösemi hastalarının birinci derece akrabaları düzenli oalrak doktorlarına muayene olmalı ve kan testi yaptırmalıdırlar. Tedavi Akut Lösemiler Akut lösemilerde evreleme yapılmaz (kanserin ne kadar yayıldı ına bakılmaz), ve tedavi hastalı ın yaygınlı ına göre de işmez. Akut lösemilerin tedavisinde hastanın durumu ve yeni tanı konup konmadı ına dikakt edilir. ALL de tedavi genelde fazlar halinde uygulanır ancak tüm fazlar tüm hastalara uygulanmaz: Faz 1: başlangıç tedavisi; hastayı remisyon dönemine sokabilmek amacı ile hastanede ilaç uygulanır. Faz 2: konsolidasyon dönemi; faz 1 deki ilaçlara devam edilir, ancak hastalar hastanede kalmazlar. Faz 3: profilaksi (koruyucu) dönemi; farklı ilaçlar kullanılır ve radyasyon tedavisi de uygulanabilir. Löseminin beyin ve santral sinir sistemine yayılması önlenmeye çalışılır. Faz 4: lösemi tedavi edildikten sonra, hasta düzenli olarak kontrole ça ırılır ve gerekli testler yapılır. Tekrar eden lösemi: bazı hastalarda tedaviden sonra lösemi tekrar ortaya çıkabilir. Bu hastalara daha yüksek dozlarda ve farklı grup ilaçlarla tedavi verilir. İlaç tedavisinden sonra 4-5 yıl hastanın hastalıksız dönemde kalması gerekir. bazı hastalarda allojenik kemik ili i nakli yapılabilir. AML tedavisi genelde AML nin tipine, hastanın yaşına ve genel sa lık durumuna göre yapılır. Genellikle hastaları remisyon (hastalıksız) dönemine sokmak için tedavi uygulanır. Kronik Lösemiler KLL; tanı konduktan hemen sonra kanserin yaygınlı ı saptanmalıdır. KLL nin dört dönemi vardır: Dönem 0: kanda çok sayıda lenfosit vardır. Genel olarak, başka her hangi bir lösemi bulgusu yoktur. Dönem 1: Lenf dü ümlerinde şişlik Dönem 2: Lenf dü ümlerinde, karaci er ve dalakta büyüme ve şişlik Dönem 3: Anemi (kansızlık) gelişmiştir Dönem 4: trombositler (pıhtılaşmayı sa layan hücreler) çok azalmıştır. lenf dü ümleri, dalak ve karaci er büyümüş olabilir, kansızlık bulunabilir. KLL tedavisi, hastalı ın dönemine, hastanın yaşına ve genel sa lık durumuna göre de işir. Dönem-0 da tedavi gerekmeyebilir ve hasta düzenli olarak kontrol edilir. Dönem-1 ve 2 de ilaç tedavisi farklı şekilllerde uygulanabilir. Belirli hastalar kemik ili i nakli ile tedavi edilirler. KML için, kemik ili i nakli en yaygın tedividir. Belirli ilaçlar da tedavide kullanılır. Tüm lösemiler için ortalama 5 yıllık hayatta kalma oranı %42 dir, ancak tiplerine göre farlılık gösterir: ALL  genel olarak ALL li çocukların %90 ı tamamen iyileşir ve tüm yaşlar için 5 yıllık hayatta kalma oranı %80 dir. Yetişkinlerde durum daha kötüdür, 5 yıllık yaşam oranı %25-35 dir. AML  uygun tedavi ile AML hastalarının %70-75 inde iyileşme beklenir. İyileşen hastaların bir kısmında hastalık tekrarlayabilir ve bu durum genel tedavi oranını %40-60 a düşürür. KLL  KLL hastaları için ortalama yaşam süresi 9 yıldır, ancak bu sürenin 35 yıl oldu u hastalar vardır. Dönem 1 ve 2 deki hastaların yaklaşık %70 inde iyileşme dönemleri sa lanabilir. KML  ortalama sa kalım süresi hastaların yaşına, hastalı ın yaygınlı ına ve tedaviye göre de işir. 40 yaşın altında, hafif şikayetleri olan hastaların 3 yıl aşama oranları kemik ili i naklinden sonra %50-60 civarındadır. Bununla birlikte, kemik ili i nakli yapılmayan hastaların sadece %15-25 inde 5 yıldan fazla yaşam mümkün olmaktadır. Az sayıdaki hastanın 20 yıl civarınd ayaşadı ı bildirilmiştir.




Mesane Kanseri Erkek mesane kanseri olması riski kadınlardan üç kat daha fazladır. Amerika da her yıl yaklaşık kırk bin yeni mesane kanseri olayı teşhis edilir ve onbeş binden fazla ölümün nedeni bu hastalıktır. Mesane kanseri kırk yaşın altındakilerde nadiren görülür. Bunun en azından çevresel faktörlerle ilişkili oldu u düşünülmektedir. Bu hastalık sigara içenlerde boya, kimya ve lastik sanayiinde çalışan işçilerde daha fazla görülür. Belirtiler -İdrarda kan; -Pelvik sancı (ön ve yanlardaki kalça kemiklerinde sancı); -İdrar yapmada zorluk; Teşhis En sık görülen ilk belirti, a rı ya da başka bir rahatsızlık olmaksızın, idrarda kan bulunmasıdır. Sık yapılan bir teşhis hatası, idrardaki bu kanın mesane iltihabına ba lanmasıdır. E er mesane kanserini düşündüren şikayetleriniz varsa, doktorunuz kanserli hücreleri saptamak üzere idrar tahlili yaptıracaktır. IVP denilen özel bir böbrek röntgeni çekilebilir ve doktorun mesanenin içini görebilmesi için, sistoskopi yapılacaktır. Sistoskopi sırasında, habis hücreler açısından mikroskop altında incelenmek üzere, mesane duvarından parça alınır. E er kanser saptanırsa, doktorunuz kanserin hangi evrede oldu unu saptamak için, karın ya da pelvis tomografisi isteyebilir. Kanserin mesane dışına yayılıp yayılmadı ını anlamak için yapılan testler, gö üs röntgeni ve kan tahlilleridir. E er mesanedeki tümör küçükse ve mesaneyi kaplamamışsa, iyileşme şansı yüksektir. Bu türden mesane kanseri olan insanların yaklaşık %50si ile 70i arasında kalan kısmı üç yıllık bir süre içerisinde iyileşme gösterecektir. Ancak kanser yine de önemli olacaktır. Kanseri kaslara ve ya dokusuna yayılan şahısların yaklaşık %45i radyasyon tedavisinin yapılmış olması koşuluyla en azından 5 yıl süreyle yaşarlar. Mesane kanseri di er organlara da sıçrayan insanların büyük bir ço unlu u tedavi görse de 2 yıldan fazla yaşayamaz. Tedavi Yüzeysel mesane kanserindeki tedavi genellikle tümörün kendisinin alınması şeklindedir. Bunun için büyük bir ameliyat gerekmez, çünkü cerrah tümörü bir sistoskop aracılı ıyla alınabilir. Yüzeysel tümörün alınmasından sonra biyopsiyi ihtiva eden sistoskopik de erlendirme her 3 ile 6 ayda bir kanserin yeniden oluşup oluşmadı ını belirlemek için yapılır. E er bu olay yinelenirse, tümör yeniden sistoskopi ile alınabilir. Ancak bu sefer gelecekteki mesane kanseri olasılı ını azaltmak için kanserle mücadele edici ilaçlar verilir. E er hastalık mesane kasları ve ya dokusunu kaplarsa mesanenin kendisinin, erkeklerde de prostat bezinin de birlikte olmak üzere, alınması gerekir. İlerlemiş mesane kanseri olan kadınlarda da yumurtalıkların, rahmin ve vajinanın bir kısmının alınması gerekir. Mesanenin alınması, idrarın geçece i bir açıklı ın yaratılmasını gerektirir. Bunu yapmanın de işik yolları vardır. En başarılı olan tekniklerden birinde üreterler, bir parça ba ırsaktan yapılmış yapay bir mesaneye ba lanırlar. Yani mesane göbe in yan tarafından vücudun iç kısmına tutturulur. Daha sonra idrarı giysilerin altından vücut üzerinde bir torbaya boşaltmak üzere karın duvarından bir delik açılır. Buna ileal kanal işlemi denir. Bazı hekimler, invazif (yayılma gösteren) mesane kanseri için bu operasyondan sonra radyasyon terapisi ve kemoterapi önerirler. Tümör lenf ise kemoterapi kullanılabilir. Metastatik hastalı ı (di er organlara yayılan kanser) olan şahısların %30 ile 70 i arasındaki kısmında kemoterapi kanserin yayılmasını kontrol altına almak ve a rıyı hafifletmek açısından yararlıdır. Ancak bunun yararı 6 aydan daha fazla sürmez ve kanser bu süreden sonra ilerlemeye devam eder. Mesanenin ameliyat ile alınması veya radyasyon terapisi ile devam eden kemoterapinin bir kombinasyonu yayılma gösteren (invasiv) hastalı ı olan şahısların bazılarında yaşamı uzatır.




MALIGN MELANOM

Belirti ve Bulgular
Mevcut bir benin görünümündeki de işiklikler (ebat, renk, kanama, ülserleşme gibi); kenarları düzensiz, asimetrik, farklı renkte ve gittikçe büyüyen yeni bir ben gelişimi; keskin sınırlı, elmas şeklinde koyu kahve veya siyah renkli (nodüler melanom) olabilece i gibi beyaz, kırmızı, mor bir kitle (amelanotik melanom) şeklinde de olabilir.
Laboratuvar Bulguları
Patolojik tanı için biyopsi, karaci er tutulumunun olup olmadı ının saptanması için karaci er fonksiyon testleri, akci er tutulumunun araştırılması için akci er filmi ve şüpheli di er yerler için di er tetkikler (lenf nodu biyopsisi, bilgisayarlı tomografi gibi).
Hastalık
Malign melanom, cilt kanserleri arasında en nadir görüleni olmakla birlikte, en tehlikelisidir. Sıklıkla ciltte görülmekle birlikte, bazen a ız içinde, makatta, vajende, beyin zarlarında, göz kapa ının iç yüzeyinde ve retinada (göz) da ortaya çıkabilir. Her yaşta görülebilmekle birlikte, en sık 40-60 yaşları arasında görülür. Kadınlarda belden aşa ıda, erkeklerde belden yukarıda ve her iki cinste de kollarda görülme sıklı ı artmaktadır. Bunun en önemli nedeni olarak güneşte uzun süre kalma gösterilmektedir.
Melanom, derideki melanosit adı verilen hücrelerden köken alır. Melanositler deriye rengini veren melanin maddesini üretirler. Sarışınlarda melanom daha sık görülmekle birlikte, hiç kimse bu hastalı a karşı dayanıklı (ba ışık?) de ildir. Örne in zencilerde daha çok avuç içinde, ayak tabanında ve tırnak altlarında meydana gelir.
Tedavi açısından; malign melanomun derin tabakalara ulaşmadan saptanması ve kitlenin derinli i son derece önemlidir. Erken tanı sırasında normal benlerden ve displastik benlerden ayrılması gerekir, ikincisi için biyopsi gereklidir. Şüphelenildi inde derhal doktora müracaat edilmelidir, çünkü bu kanser, mevcut kanserler arasında en çok yayılanlardan birisidir.
Korunma
Melanom da di er deri kanserleri gibi güneşe maruz kalma ile ilgilidir. Genelde 20 yaş öncesinde sık sık şiddetli şekilde güneş yanı ı oluşanlarda gözlenir. Özellikle ö len vakitlerinde güneşten korunmak gerekir. Bronzlaşma merkezlerinden uzak durun, ayda bir cildinizi kontrol edin, yeni ben oluşumlarını takip edin, yukarıda belirtilen de işiklikleri görüyorsanız doktorunuza müracaat edin.
Tedavi
Malign melanom yayılmamışsa cerrahi olarak alınabilir, e er yayılımdam şüpheleniliyorsa yakınındaki lenf nodlarının da alınması gerekebilir. Yayılım olan hastalarda ilaç tedavisi ve immünoterapi uygulanabilir.
Hastalı ın seyri
Erken tanınan olgular genelde başarılı bir şekilde tedavi edilir. Hastalı ın sonucu, çıkarılan kitlenin kalınlı ı ile yakın ilişkilidir (örne in; kalınlı ı 0.76mmnin altındaki kanserlerde 5 yıllık yaşama yüzdesi %95in üzerinde iken, kalınlı ı 4mm ve üzerindeki kitlelerde 5 yıllık yaşama yüzdesi yaklaşı %50dir). Ancak kitlenin kalınlı ının yanı sıra; kanserin yeri, büyüme hızı, vücudun verdi i (lenfositik) cevap ve yukarıda da belirtildi i gibi erken tanı yaşam süresini etkileyen faktörlerdendir.




KANSERLE BIRLIKTE YASAMA VE TEDAVI

Kanser artık geçmişten daha fazla bir sıklıkla iyileşebilmektedir. Bilgimizin genişlemesi ve kanserin biyolojisini anlayabilmemiz nedeniyle tam bir iyileşme ve yaşamın uzatılması olasılı ı sürekli olarak gelişme kaydetmektedir. Sonuç olarak kanser hücrelerini öldüren yeni tedaviler geliştirilmektedir. Bu tedaviler daha etkin olmakla kalmayıp daha da emniyetli olmaktadırlar.
A rının kontrol altına alınması da yıllar geçtikçe daha geliştirilmekte ve hatta ölümcül derecede hasta olan kanserli kişilerin a rıları bile azaltılabilmektedir. Bundan sonraki sayfalarda şu anda varolan tedavileri, uygun bakımın nasıl yapılaca ı konularını ve kanserle birlikte yaşamak ve kanserle mücadele etmek ve tedavisindeki anahtar hususları açıklamaktayız.

Kanser Tedavisi

İki ayrı vakadaki kanser tedavi yöntemi birbirinin aynı olamaz. Kanserli olan her bir şahsın kendine özgü bir durumu vardır. Ancak kanserli olan bir çok insana uygulanabilen temel tedaviler benzerdir. Bunlar cerrahi müdahale, radyasyon terapisi ve kemoterapidir.

Herhangi bir şahısta niçin belli bir tedavi de il de bir başka tedavi biçiminin daha uygun oldu u kişisel teşhise, hastalı ın aşamasına ve hastanın yaşı, cinsiyeti, genel sa lık durumu ve kadınlarda, menopoz durumları gibi di er faktörlere ba lıdır.

Teşhisin can alıcı noktası kanserin yayılmış olup olmadı ının belirlenmesidir. Kötü huylu tümörlerin tedavi amacıyla, çevrelere ayrılmasını belirten ve staging denilen derecelendirme, tümörün di er hangi organlara yayılmış oldu unu belirler. Bu süreç hekiminize tedavinin planlanmasına yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda tedavinin başarı ve başarısızlık olasılı ının de erlendirilmesinde de yardımcı olur. Örne in hekiminiz böylesi bir süreç sonunda cerrahi müdahale veya radyasyon terapisi gibi lokalize bir tedavinin veya kemoterapi gibi sistemik bir tedavinin vücudun di er taraflarına yayılan kanser hücrelerini öldürmek için yeterli ve gerekli olup olmadı ını görebilecektir.

Kanser Tedavisi İçin Hekim ve Tedavi Yerinin Seçimi

Teşhis, tedavi ve rehabilitasyon gibi karar lar oldu u kadar hekim ve hastane seçimine ilişkin tüm kararlar da kişiler arasında belli bir paylaşım sonucu verilebilir. Tüm bu kararlarda ki karmaşıklı ı gözönüne alacak olursak bunla rın siz de dahil olmak üzere tek bir kişiye bıra kılmaması çok önemlidir.

E er kanserli oldu unuzdan şüphe ediyor sanız veya kanser teşhisi konulmuşsa yapıla cak olan en iyi şey korkularınızı ve yaşadıkları nızı aile üyelerinizle ve sizi sevenlerle paylaşmanızdır. Sizi tanıyanlar ve sizin için endişele nenler kritik kararların verilmesi sorumlulu u nu ve acınızı paylaşmada size yardımcı olabilir. Sa lı ınızla ilgili sorunları hiçbir zaman acizlik hissiyle bırakmayın. Hiçbir durum sizin kontro lünüz dışında olmamalıdır. Her zaman soru sor ma, kararlarınızı de iştirme ve ilgili olan herke se endişelerinizi anlatmak hakkına sahipsiniz. Teşhisi de iştiremezsiniz. Ancak bakım ve te davinize ilişkin kararı veren kişi siz olabilirsiniz ve hatta siz olmalısınız.

Next Page »