Ocak 2007





Ailenin gelirinin yaklaşık olarak yarıya yakını yiyeceklere harcanmaktadır.

 

 Bu nedenle yiyecekleri satın alırken bilinçli bir tüketici olabilmek için;

Satın alma kararı vermeden önce şu hususlara dikkat ediniz.

Ilk adımda günlük, haftalık, aylık satın alınacak besinleri belirleyiniz.

Kuru besinler (un, bulgur, pirinç, makarna, nohut, mercimek, şeker vb.); kapalı teneke, şişe veya kutularda satılan yemeklik margarin ve sıvı yağ, zeytin ve salçayı aylık olarak satın alınız.

Et haftalık veya günlük alınabilir ancak haftalık alınırsa buzlukta dondurarak veya kavurarak saklayınız.

Ekmek veya sütü günlük satın alınız, eğer süt haftalık alınacaksa yoğurt yaparak buzdolabında saklayınız.

Aylık satın alınacak besinlere karar verdikten sonra haftalık satın alınacaklar için beslenmeye yeter miktarda para ayırınız ve satın alınan malın maliyetini yükseltmesi nedeniyle veresiye alışveriş yapmaktan sakınınız. Çünkü sonuçta alınanlar aynı miktar gelirle ödenecektir.

Gerçekçi bir planlama yapabilmek için piyasada bulunan yiyeceklerin fiyat ve kalitesini değişik yerlerden kontrol ediniz.

Semt pazarları genellikle manav ve bakkallardan daha ucuzdur. Aylık alınacak besinleri ise tüketim kooperatifleri gibi daha az karla satış yapan yerlerden alınız.

Yiyecekleri Satın Alırken(Alışveriş Sırasında) Şu Hususlara Dikkat Ediniz.

Alışverişe giderken mutlaka nelerin satın alınacağını gösteren bir liste yapınız. Ancak listede bulunan bir yiyecek o hafta pazara az gelmişse fiyatı yüksek olabitir. O zaman onun yerine geçebilen başka bir yiyecek satcrı alınız.

Mevsimlik sebze ve meyveler turfanda olanından daha ucuz,daha lezzetli ye daha besleyicidir. Her mevsim pazarda en bol bulunan sebze ve meyvelerden satın alınırsa daha az parayla daha dengeli beslenme sağlanmış olur.

Paketlenmiş besinsatın alırken dikkatli olunuz.Çünkü; Verilen paranın bir bölümü kullanılan ambalaja gider. Paketlenmiş yiyecek ve içeceklerden en çok satın aldığımız konserve, süt, meyve suları, bisküvi vb. meyve esansları,besin boyaları ve katkı maddeleri eklenerek hazırlanmış maddelerdir.Bunların hepsinin tabii ve taze olanları daha ucuz ve daha besleyicidir.

Paketin içinde neler olduğunu üzerindeki etiketten inceleyiniz.Boya katılmamış olanları ,özellikle duyarlı kişilerde ve çocuklarda alerji yapabilir.

Paketin veya ambalajın delik,hasarlı olmamasına ve son kullanma tarihine dikkat ederek alınız.Konserve ve süt kutularında yarık,çatlak,kapaklarda bombe(dışa dönüklük)olmamalıdır.Özellikle pastörize sütlerde şişenin üstündeki tarih bir günü,uzun ömürlü sütlerde bir ayı geçmemiş olmalıdır.

Satın alınan besinlerin kalitelerine dikkat ediniz. · Kuru fasulye, nohut, mercimek, un, bulgur ve pirincin taşlı, topraklı, böceklenmiş ve küflenmiş olmamasına dikkat ediniz.

Meyvelerin iri ve gösteritli olanları değil, düzgün, çürüksüz, pörsümemiş sulu ve lezzetli olanlarını seçiniz. Örneğin; iri, gösterişli starking elmanın içi unlandığından, küçük Amasya elmasından daha lezzetsizdir. Portakalın kabuğu ince olanı, mandalinanın çekirdeksiz olanını seçiniz.

Yeşil yapraklı sebzelerin yaprağı bol ve yeşil olanları, patatesin yeşillenmemiş ve çillenmemiş olanları iyidir. Yeşil fasulyenin kırıldığında gevrek ve kılçıksız olanını seçiniz.

Yumurtanın en kalitelisi taze ve iri olanıdır. Yumurtanın sarısının koyu ve açık sarı olması besin değerini fazla etkilemez; taze yumurtanın hava boşluğu çok küçüktür, ele alınınca hafif değildir ve sallanırken ses gelmez.

Balığın iri veya küçük olması besin değerini etkilemez, taze olması önemlidir. Taze balığın solungaçları kırmızı, pulları yapışık, görünüşü diridir ve hoş ~Imayan bir kokusu yoktur.

Etin yağsız olanının besleyici değeri daha yüksektir.Süt kuzusunun etinin önemli bölümü sudur. Kahvaltılık margarinlerin su oranı da yemeklik margarinden daha yüksektir.

Saklama imkanı yoksa israfı azaltmak için gerektiğinden çok besin almayınız.

Yiyecekleri Satın Almak Kadar Uygun Koşullarda Saklamak da Önemlidir.

Pirinç,bulgur, kuru fasulye, nohut gibi besinleri içerindeki taş, toprak ve diğer yabancı maddeleri ayıkladıktan sonra ,bez torbalarda saklayınız

Yağları kapalı olarak serin ve ışıksız yerde sakayınız.

Taze sebzeler dayanıksızdırlar. Ispanak, marul gibi sebzeleri, köklerindeki çamur, toz ve toprakları gidecek şekilde yıkadıktan sonra naylon torbalara koyarak buzdolabında 3-5 gün saklayabilirsiniz. Diğer taze meyve ve sebzeleri de çamurluysa yıkadıktan sonra, çamuru değilse yıkamadan naylorı torbalara koyarak buzdolabında saklayınız. Naylon torbanın birkaç yerinde delik olursa. saklanırken fazla nemden çürürneleri önlenir.

Patatesi orta nemli, karanlık, hava akımı olan yerde saklayınız. Kuru soğanı serin ve kuru yerde saklayınız.

Günlük tüketeceğinizden çok et satın aldığınızda pişirilecek miktarlara ayırarak, buzlukta birkaç hafta saklamanız mümkündür.

Yumurtayı buzdolabında bir iki hafta (tazeliğini yitirmeden) saklayabilirsiniz. Yumurtayı yıkamadan saklayınız ve kullanacağınız zaman yıkayınız.

Her türlü sütü buzdolabında saklayınız.

Pastörize sütü, yazın bir gün, kışın iki-üç gün içinde tüketiniz.

Hiç bir işlem görmemiş sütü önce kaynatınız ve iki gün içinde kullanınız.

Uzun ömürlü sütü açtıktan sonra en geç üç gün içinde tüketiniz.

Ekmeği günlük alınız. Naylon torba içinde uzunca süre tutulan ekmek küflenebilir. Küfler görünür olabileceği gibi, gözle görünmeyebilir. Ekmek iki günden daha uzun bekleyecekse buzluğa koyarak dondurunuz. Yenmeden bir saat önce buzluktan çıkarınız.

Eğer derin dondurucuya sahipseniz yiyeceklerinizi daha uzun süre saklayabilirsiniz. Ancak derin dondurucudan çıkardığınız yiyecekleri; çözüldükten sonra yeniden dondurmayınız.

Satın aldığınız dondurulmuş gıdaların etiketlerini mutlaka okuyunuz.




Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Hakan Erengin, çağın hastalığı olarak nitelendirilen obozitenin hem dünyada hem de ülkemizde bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirtti

 

Dr. Hakan Erengin, Türkiye’de obezite konusunda yeterince araştırma yapılmadığına dikkati çekerek 2003 yılında yapılan ‘’Türkiye Nüfus Sağlığı Araştırması'’na göre, doğurganlık çağındaki Türk kadının yüzde 34,3′ünün fazla kilolu, yüzde 22,3′ünün ise obez olduğunu belirtti. Bu rakamlarda her yıl artış görüldüğüne işaret eden Erengin, Türk kadınındaki obez oranının 1998 yılında yapılan araştırmalarda yüzde 18,8 olduğunu hatırlattı.

Erengin, ulusal çapta yapılan araştırmalarda Türkiye’de obezite sıklığının yüzde 22,3 olarak saptandığına işaret ederek, şunları söyledi:'’Bu araştırmada kadınlar arasındaki obezite sıklığı ise yüzde 29.9 olarak belirlenmiştir. Obezite en fazla yüzde 25 oranla İç Anadolu Bölgesi’nde görülmektedir. Yaş gruplarına baktığımızda ise en yüksek risk 55-59 yaş grubudur.

Bu yaştakilerin yüzde 34,8′i obezdir.Kentlerde yaşayanlar kırsal alanlarda yaşayanlara oranla obezlikte daha fazla risk altında bulunuyorlar. Kentlerde yaşayanlarda yüzde 23,8, kırsal alanda yaşayanlarda yüzde 19,6 oranında obezlik görülüyor. Okur-yazar olmayanlarda obezlik oranı yüzde 33,4, yüksek eğitimlilerde ise yüzde 10.'’




Mucizevi içecek olarak gösterilen yeşil çayın faydalarına, her geçen gün bir yenisi ekleniyor

 

Yeşil çaydaki polifenol, kan dolaşımını hızlandırıp direnci artırıyor. Araştırmalara göre, günde 2 fincan yeşil çay içenlerde kalp krizi riski yarı yarıya azalıyor.

Yeşil çaya bu özelliği kazandıran polifenol maddesi, kadınlarda felç geçirme tehlikesini de düşürüyor. Bu arada, her gün yeşil çay içenler kendilerini 6 yıl gençleştiriyor.




A vitamininin görme, bağışıklık sistemi ve üreme için önemli bir vitamin olduğu, hamilelik sırasında iyi beslenemeyen annelerin çocuklarına, 2 yaşına kadar A vitamini desteği sağlanması gerektiği bildirildi

 

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadık Akşit, A vitamininin görme, bağışıklık sistemi ve üreme için önemli bir vitamin olduğunu, hamilelik sırasında iyi beslenemeyen annelerin çocuklarına, 2 yaşına kadar A vitamini desteği sağlanması gerektiğini bildirdi.

Prof. Dr. Akşit, yaptığı açıklamada, Türkiye’de özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda daha fazla olmak üzere büyük oranda A vitamini eksikliğinin görüldüğünü ifade etti. A vitamininin görme, bağışıklık sistemi, hücresel farklılaşma ve üreme için gerekli olduğunu belirten Akşit, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

‘’Özellikle kırsal bölgelerde ve büyük kentlerin varoşlarında yaşayan kadınlar, hamilelikler döneminde yeterli beslenemiyor ve sık doğum yapıyor. Bu kadınların çocuklarına 2 yaşına kadar D vitamini yanında A vitamini takviyesi yapılması da gerekir. A vitamini eksikliğinde görme kaybı, ishal ve akut solunum yolu enfeksiyonları 2-4 kat daha fazla görülür. Solunum sistemi enfeksiyonları, bağırsak enfeksiyonları, kızamık ve su çiçeği gibi döküntülü enfeksiyonlar, A vitamini gereksinimini artırır.'’




Yarı Yıl tatilinde ebeveynlerin, yiyecek alışverişi, menü planlama, yemek hazırlama ve pişirme konularında çocuklardan yardım almaları ve mutfakta onlarla vakit geçirmeleri önerildi

 

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, öğrencilerin yarıyıl tatilini en etkin, verimli ve sağlıklı bir biçimde geçirmelerini sağlamak, duygusal ve fiziksel gelişimlerine katkıda bulunmak için dikkat edilmesi gereken beslenme kuralları hakkında önerilerde bulunuldu.

Açıklamaya göre, çocukluk dönemindeki hatalı beslenme alışkanlıkları, büyüme ve gelişmeyle okul performansını da olumsuz yönde etkiliyor. Ayrıca bu dönemdeki hatalı beslenme uygulamaları, gelecekte kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve şişmanlık gibi hastalıklar için de temel risk faktörü oluşturuyor.

Sağlıklı beslenmenin yanında çocukların daha hareketli bir yaşam tarzı benimsemelerinin sağlanması ve fiziksel aktivite düzeylerinin arttırılması, sağlıklı olmaları,dikkat ve uyum yeteneklerinin geliştirilmesi ve sosyalleşmeleri açısından önem taşıyor.

Tatil süresince çocukların kişisel gelişimini, çevre ile iletişimini ve hareketli yaşamı engelleyen televizyon, bilgisayar, cep telefonu bağımlısı olmalarına izin verilmemesi, ebeveynlerin bunlara sınırlandırma getirerek, izlenilecek programlarda seçici davranmaları gerekiyor.

Çocukların, daha hareketli olacakları aktivitelere yönlendirilmeleri, arkadaşlarıyla bahçe ve park gibi güvenli alanlarda oyunlar oynamaları, bisiklete binmeleri veya bir spor kulübüne devam etmeleri, fiziksel gelişimlerini olumlu yönde etkiliyor.

Next Page »