Şubat 2008





MEME AMELIYATLARI Erken teşhis edildiğinde meme kanseri bazen sadece radyasyonla da tedavi edilebilir. Ancak vakaların çoğunda habis bir tümör çıkartılmalıdır. Ameliyat sırasında operatör yakın olan koltuk altındaki lenf düğümlerinin bir kısmını da çıkarır. Çünkü kanserin yayılmaya (metastaz) başlayıp başlamadığını anlamanın tek yolu bu düğümlerin mikroskop altında incelenmesidir. Düğümlerin birkaçında kanser bulunması hepsinde bulunmasından çok daha iyi bir işarettir. Ameliyatta operatörlerin çıkardığı dokuların miktarı değişkenlik gösterir ve hangi işlemin daha uzun süreli sonuçlar aldığı tartışma konusudur. Her yaka farklıdır. Doktorunuz, tümörün büyüklüğünü, yerini, kanserin cinsi ve büyüme hızını ve kanserin yaygınlığını dikkate alarak kararını verecektir. Yapılabilecek ameliyatlar; Radikal Mastektomi On yıl öncesine kadar bu tek seçenekti. Şimdi ender olarak, tümör memenin altındaki kasa kadar inmişse, yapılmaktadır. Çünkü radikal mastektomi memeler ve lenf düğümleri ile birlikte göğüs kaslarının bir katını da (Pektoral Kaslar) çıkararak ve hastanın göğsünde protez takmaya yetecek miktarda doku bırakmaksızın yapılan bir operasyon-dur. Hastanın kolu şişebilir ve hareket kaybı olur. Yan Radikal Mastektomi Operatör memenin tamamını koltuk altındaki lenf düğümleriyle birlikte çıkarır. Ancak göğüs kasları korunduğu için, kolda sorun pek çıkmaz, görünüş daha iyidir ve protez takmak daha kolaydır. İyileşme oranı geleneksel radikal mastektomideki iyileşme oranıyla aynı gibi görünmektedir. Basit Mastektomi Operatör yalnız memeyi çıkarır ye koltuk altından lenf düğümü örnekleri alır. Derialtı Mastektomisi Meme dokusu çıkarılır fakat deri ve yüzeye yakın bazı dokular bırakılır. Sonradan silikondan yapılmış yapay bir göğüs deri altına yerleştirilebilir. Koltuk altından bazı düğümler de çıkarılır. Lumpektomi Operatör yalnız yumruyu veya üçgen şeklinde yararak çevre dokuları ve koltuk altından düğümleri de çıkarır. Lumpektomi genellikle tümör küçükse yapılır ve arkasından o bölgede kalmış olabilecek kanserli hücreleri öldürmek için radyoterapi yapılır. Alınan lenf düğümleri kontrol edildiğinde sonuç pozitifse (yani kanser varsa) mutlaka tedavi yapılmalıdır. Test negatifse bile, bazen tedbir olarak radyoterapi, hormonterapi veya kemoterapi yapılır. Son çalışmaların belirttiğine göre eğer kanser erken teşhis edilmişse ve lumpektomiden sonra radyoterapi yapılmışsa kurtulma şansı yarı radikal mastektomideki kadardır. (Lumpektomi ye bazen tilektomi, geniş yarma, bir kısmın çıkarılması veya kısmi mastektomi de denir.) Memeyi Yeniden Yapmak Günümüzde mastektomi geçiren birçok kadın yeniden meme yaptırıyor. Genellikle yumuşak silikon bir koni, deri veya göğüs kası altına yerleştirilir. Ancak, bir plastik cerrah, karından veya vücudun başka bir yerinden alınan yağ dokuları ve kaslarla yeni bir meme yaparak bunu diğer memeden veya koldan alınan deriyle kaplayabilir. Memenin yeniden yapılması kanserin tekrar edip etmemesi sonucunu etkilemez. Doktorunuzla kanserin çıkarılması ve yeniden meme yapılması konusunda uygulanabilir çeşitli tercihleri detaylı olarak konuşup kararlaştırmanız çok önemlidir. En iyi karara varabilmeniz için doktorla görüşürken yanınızda ailenizden biri veya yakın bir arkadaşınızın bulunmasında yarar vardır.




MASTOIDIT (MASTOID KEMIK ILTIHABI)

Akut kulak iltihabı tedavi edilmezse, enfeksiyon dış kulağın arkasındaki orta kulağa bağlı mastoid çıkıntısına yayılabilir. Mastoid iltihapta enfeksiyon orta kulaktan mastoid çıkıntısını örten mukozalı zara ve içindeki bal peteği şeklindeki kemiğe geçer. Enfeksiyon şiddetli olursa bu kemiği tahrip edip yayılabilir.

Belirtiler

- Kulak arkasındaki mastoid çıkıntısının kızarması, şişmesi ve hassaslaşması

- Kulak ağrısı

- Ateş

- Kulaktan cerahat gelmesi.

Teşhis

Kulak iltihabı veya mastoid çıkıntısı iltihabı belirtileri görülürse doktorunuzla görüşün. Kendisi kulağınızı muayene edecek kulağınızda bulunan cerahattan örnek alacak ve belki de enfeksiyonun ne kadar yayıldığını belirlemek için baş röntgeni isteyecektir. Sizi bir kulak-burun-boğaz uzmanının da muayene etmesini isteyebilir.

Antibiyotikler bulunmadan önce akut mastoid iltihabı çocuk ölümlerinin başta gelen nedenlerindendi. Şimdi antibiyotiklerle başarılı olarak tedavi edilebilir ve ölüm riski çok düşüktür.

Tedavi

Mastoid iltihabı için doktorunuz antibiyotik verecektir. Mastoid hücrelerinden enfekte olan maddeleri kolayca akıtmanın bir yolu yoktur, onun için bu enfeksiyonun tedavi edilebilmesi zordur. İltihabın kuruması için üç beş hafta yüksek dozda antibiyotik almak gerekmektedir. Eğer antibiyotik tedavisi problemi halletmezse, doktorunuz mastoidektomi önerebilir. Mastoid kemiğinin tümü veya bir kısmı ameliyatla alınır.




KADINLARDA SEKS HORMONLARI Genelde kadınların hormonlarla ilgili bilgisi, menopoz dönemine gelinceye kadar oldukça eksik kalıyor. Erken yaşlarda hormonların işlevleri hakkında bilinçlenmek ise, kadının genç kalmasını sağlıyor. 20 Lİ YAŞLAR Ergenlik çağındaki bir genç kızın östrojen artışıyla, göğüsleri büyür, kalçaları belirginleşir, erojen bölgelerinde tüylenme olur. Adet gördükten sonra her ay yumurtalıklar yumurta hücresi üretir. Yirmili yaşlara gelindiğinde östrojen ve progesteron hormonları, beyinle 25 yıl kadar sürecek bir işbirliğine girerler. Her ay adet gününden iki hafta önce yumurtalıklar artan miktarda östrojen hormonu salgılar. Östrojen miktarındaki bu artış aynı zamanda ruh halini de etkiler, araştırmalar östrojenin yükseldiği günlerde kadınların daha asabi, alıngan ve saldırgan olduğunu, azaldığı günlerde ise kendilerini daha iyimser, mutlu ve sağlıklı hissettiklerini gösteriyor. 14 gün sonra ise her bir yumurtalıktan bir yumurta hücresi rahime bırakılır. Bu günlerde progestoren miktarı artarken östrojen miktarı tekrar azalmaya başlar. ÖSTROJEN SALDIRGAN YAPIYOR Östrojen hormonu, vajinanın nemli ve kaygan olmasını sağlayarak kadını cinsel ilişkiye hazırlayan bir hormon. Dahası, ilişki sırasında kadının vajina duvarındaki damarlara daha fazla kan dolmasını sağlayarak , kadının uyarılmasını, ilişkiden zevk almasını sağlıyor. Kadınların cinsel isteğini artıranlar, testesteron hormonu ve her ay yumurtalıklar ve böbreküstü bezleri tarafından salgılanan testesteron (erkeklik) hormonu. Testesteron seviyeleri yumurtalama sürecinde yükselirken, araştırmalar bu dönemde kadınların cinsel isteğinin arttığını gösteriyor. Psikologlar insanın cinsel dürtülerinin oldukça karmaşık olduğunu, cinsel arzuların hormonlar dahil pek çok faktöre bağlı olarak artabileceğini söylüyorlar. Duyguların yoğunluğu, maddi sorunlar , eşlerin birbirlerine anlayışlı olup olmaması da cinsel arzuyu belirliyen etkenlerden. ADET DÖNEMİ TUZU, KAFEİNİ KESİN Kadınların hemen hemen % 90 ı adet öncesi dönemde göğüslerde gerginlik, vücutta şişkinlik, aşırı yeme, başağrıları, tahammülsüzlük gibi durumlarla karşı karşıya kalıyorlar. Kadınların % 20 lik bir kısmı ise adet dönemini ağrılı bir şekilde geçiriyor. Araştırmalar adet öncesi dönemdeki semptomların , kadının sex hormonları üzerinde rol oynamasına karşın, bu etkilerin hamilelik ve menopoz dönemindeki kadar yoğun olmadığını gösteriyor. Bazı uzmanlar sex hormonlarının, adet dönemi öncesi rahatsızlıklarından çok, depresyon ve tiroid bozukluklarına bağlı olarak etkilendiğini iddia ediyorlar. Eğer her ay adet öncesi rahatsızlıklarınız fazla ise, bu dönemde tuzu, şekeri ve kafeinli içecekleri kesin. Alkolden kaçının, daha sık ve azar azar yemek yiyin. Ağır, yağlı yiyecekler yerine hafif, sebzeli yemekleri tercih edin. Ayrıca bugünlerdeki stresinizi azaltmaya, her gün yapacağınız yarım saatlik bir jimnastik de yardımcı olacaktır. SPERMLER 3 GÜN YAŞAYABİLİYOR Henüz yirmili yaşlarda iken kadınların % 90 ı herhangi bir tedaviye ihtiyaç duymadan, doğal yollarla çocuk sahibi olabiliyor. Yumurtalıklardan her ay salınan yumurta hücresi, sağlıklı bir sperm hücresiyle, ilişkiden sonraki 10-12 saat içerisinde kolayca döllebilir. Sperm hücrelerinin kadın vücudunda canlı kalma süresi 3 gün kadar, bu aynı zamanda, ilişkiden sonraki 2 gün içinde ,kadının hamile kalma şansının devam ettiğini gösterir. Eğer düzenli bir sex hayatınız yoksa, ve de adet döneminizin tam ortasındaki yumurtalama tarihinizi belirlemek istiyorsanız, ovulasyon belirtici araçlardan kullanabilirsiniz. Vücut ısısının günlere göre değişimini ölçen bu aletlerle, vücuttaki ısının en çok yükseldiği gün olan yumurtalama günlerinizi takip edebilirsiniz. 30 LU YAŞLAR Hayatın en yoğun tempolu yaşandığı 30 lu yaşlarda , vücut daha fazla yorulmaya başlar ve buna bağlı olarak sex hormonları da düzensiz salgılanmaya başlar. Örneğin adet öncesi dönem bazı kadınlar için, 20 li yaşlarda ağrısız geçerken, 30 lu yaşlara gelindiğinde fazla stresli bir iş veya ev hayatı yüzünden, ağrılı geçebilir. Bu dönemde her zamankinden daha fazla sağlıklı olmaya, düzenli beslenmeye ve egzersiz yapmaya ihtiyacınız vardır. Bu yaşlarda cinsel arzularınız testesteron hormonunun kontrolü altında olmasına rağmen, östrojen cinsel ilişki sırasında kadının en çok ihtiyaç duyduğu hormondur. Bu yaşlarda kadınlar cinselliği doyasıya ve özgürce yaşamanın tadına varırlar, düzenli bir sex hayatları vardır. İstatistikler haftada bir cinsel ilişkide bulunan kadınların kandaki östrojen seviyelerinin yükseldiğini gösteriyor. Bu durumun da, kalp- damar dolaşım sistemini düzene sokmaktan tutun da ,baş ağrılarının giderilmesine kadar pek çok faydası bulunuyor. 30 lu yaşların ortalarından sonlarına doğru hormonların düzensizleşmesi nedeniyle, adet dönemi öncesi sıkıntıları artar. Başağrıları, sinirlilik , huzursuzluk ve tahammülsüzlük gitgide artan dozajlarda görülmeye başlar. Migreni bulunan kadınların % 60 ı bu dönemde migren krizine tutuluyorlar. Başağrılarından şikayetçiyseniz bu dönemde alkol almamaya dikkat etmelisiniz. Bazı kadınlarda, adet dönemi baş ağrılarını önlemede, östrojen ve doğum kontrol hapları faydalı olabiliyor. 40 LI YAŞLAR 35 yaşından 40 lı yılların başlarına kadar kadınlar sex hayatlarının doruğunu yaşarlar. Ancak 40 yaşından itibaren , menopoz öncesi dönemine girilmesiyle hormonlarda hızlı bir değişim olur. Bu hızlı değişimle östrojen hormonu azalır, ateş basması, terleme, geceleri uyuyamama kadınların sık sık şikayet ettiği durumlardır. Adet zamanları düzensizleşmeye başlar. Bazı aylar yumurtalıklardan yumurta salınmaz ve sonunda kadınlar adetten kesilir. Adetten kesildikten yaklaşık 1 yıl sonra da kadınlar menopoza girerler. Artık yumurtalıklardan projestoren ve östrojen üretilmemeye başlar. Östrojen hormonunun azalması kadınların sex arzusunun tamamen kaybolmasına neden olmaz, hatta çoğu kadında yumurtalıklar, sex arzusunun en büyük kamçılayıcısı olan testesteronu üretmeye devam eder. Araştırmalar kadınların menopoz öncesi dönemde , sexe olan arzularının, eşleriyle bir problem yaşamadıkça aynen devam ettiğini gösteriyor. Ancak östrojen üretiminin durmasıyla birlikte, kadının vajinal duvarları kurulaşır, elastikiyetini kaybeder ki bu da, sexi kadın için zor ve acılı bir hale getirir. Günümüzde üretilen östrojen kremleri bu soruna çözüm getiriyor gibi görünsede, doktorlar her kadının vajinal emme kapasitesi farklı olduğu için, ne kadar östrojenin kan dolaşımına katılacağı konusunda hemfikir olamıyorlar. Hormon Takviyesi Menopozdan sonra kadınların yumurtalıkları östrojen üretemez hale gelir, artık kadının tek doğal östrojen kaynağı yağ hücrelerindeki adrenal bezleridir. Fazla kilolu olmak genel sağlık için zararlı olmasına rağmen , bir diğer gerçek kilolu kadınların, menopoz sonrası rahatsızlıklardan en az şikayetçi olduğudur. Östrojen kaybıyla vajina kuruluğunu ve elastikiyetini kaybetmenin yanısıra, idrar yollarının enfeksiyona yatkınlığı da artar. Bunların yanında östrojen azalması kalp hastalıkları riskini arttırır ve kemik erimesini hızlandırır. Pek çok doktor günümüzde, kadınlara östrojen hormonu takviyesini tavsiye ediyor. Ancak tıp dünyasında östrojen ve progestorenin etkileri tam olarak kanıtlanmış değil. Örneğin progestoren hormonu östrojenle birlikte alındığında rahim kanserini önler mi, veya tam tersi ikisi birlikte alındığında göğüs kanseri riskini arttırır mı, ya da östrojen takviyesi kalp hastalıklarını önler mi, gibi sorular halen gündemde. Bu sorular halen gündemde ola dursun, bir başka gerçek var ki, o da kadınların menopozdan sonra 20-30 yıl kadar daha yaşadıkları. Durum böyle iken , sex hormonları takviyesi konusunda karar verebilmek için yapılacak en doğru şey araştırmaların bir an önce sonuçlanmasını beklemek. HORMONLARINIZ YOLDAN ÇIKARSA Yetişkin bir kadının sex hormonları, her ay sistemli bir şekilde salgılanır. Ancak fizyolojik ve psikolojik nedenlerden dolayı hormonlarınız dengesiz salgılanabilir. İşte bu zamanlarda neler oluyor gelin görelim ; • Yüzde aşırı kıllanma, sivilceler, düzensiz adet görme ve hamile kalamama durumu androjenlerin fazla miktarda çalıştığının göstergesidir. • Normalde her ay rahim etrafını çevreleyen zar dokusu, beyinden gelen hormonal sinyallerle faaliyete geçer. Hormonlardaki değişimler, rahim zarının iltihaplanmasına neden olabilir. • Östrojen hormonunun uzun süre ile vücutta faaliyet göstermesi, göğüs kanserine davetiye çıkarabilir. Araştırmalar 12 yaşından önce adet görmeye başlayan, menopoza 50 lili yaşlardan sonra giren, geç doğum yapan veya hiç doğurmayan kadınların, vücutlarında uzun müddet östrojen salgılanması nedeniyle, göğüs kanseri risk grubuna dahil olduğunu gösteriyor. • Depresyon, hızlı kilo verdiren rejimler, tiroid bozuklukları hormon dengenizi bozar. Hormon dengesi bozulan kadınlar düzensiz adet görmeye başlar. Böyle zamanlarda her ay düzenli olarak vücut dışarısına atılmayı bekleyen kan, menstural kanama olmayınca, yumurtalıklardaki ufak keseciklere dolar. Bunun sonucu polikistik over sendromu denilen, yumurtalık kistleri oluşur.




KADINLAR DAHA ÇOK ÜŞÜYOR Bilimsel olarak da kadınların erkeklerden daha fazla üşüdüğü ispatlandı. Ancak bunun nedeni tamamen hormonlar. Kadınlık hormonu, vücudun uç kısımlarının kanla iyi beslenmesini engelliyor Kadınların, erkeklerden daha çok üşümesinin nedeninin kadınlık hormonları olduğu belirtildi. Bilim adamı Johannes Wagner, östrojen hormonunun, vücudun uç kısımlarının kanla iyi beslenmesini engellediğini tespit etti. Kadınlarda, hamile kaldıkları için, biyolojik olarak önceliğin merkezi ısının korunması olduğunu söyleyen Wagner, soğuk havalarda vücudun uç kısımlarına daha az kan verildiğini, bu yüzden de kadınların el, ayak, burun ve kulaklarının üşüdüğünü kaydetti.




KADINLAR DAHA AZ TERLİYOR Erkeklerin kadınlardan daha fazla terlediğini biliyor muydunuz? Laboratuvarda 60 derece sıcaklıkta yapılan araştırmanın sonuçları, erkeklerin kadınlardan daha çok terlediği bilimsel olarak kanıtlandı. Alman Bild der Wissenschaft dergisinin haberine göre, Dortmund Üniversitesi nde görevli bilim adamı Barbara Griefahn ve çalışma arkadaşlarının yaptığı araştırmada, erkeklerin ter bezlerinin, kadınlarınkine göre daha çok sıvıyı dışarıya attığı ortaya çıktı. Araştırmada, laboratuvarda üzerine güneş vuran bir arabanın içindeki koşullar oluşturularak, katılımcı erkek ve kadınların terleme oranları izlendi. 60 dereceye kadar çıkan sıcaklıkta, erkeklerin saate 250 gram, kadınların ise saate sadece 180 gram ter attığı tespit edildi. Griefahn, Yaptığımız araştırmada erkeklerin, kadınlara oranla daha fazla olan vücut hacmini ve deri yüzölçümünü dikkate aldık. Buna rağmen erkeklerin daha ıslak olduğu ortada dedi.

Next Page »