akut lenfositik lösemi ALL all Alternatif isimler Akut çocukluk dönemi lösemisi , ALL , Kan Kanseri Tanım Lenfoblastlara benzeyen olgunlaşmamış beyaz kan hücrelerinin sayısında artışla karakterize ilerleyici , kötü huylu bir hastalıktır. Nedenleri,Görülme sıklığı,Risk faktörleri ALL çocukluk dönemi lösemilerinin % 80 inden sorumludur. 3-7 yaşları arasında sıktır. Erişkinlerde de görülebilir ve tüm erişkin lösemilerinin % 20 ini oluşturur. Akut lösemilerde kötü huylu hücrelerde olgunlaşma ve farklılaşma fonksiyonu kaybolmuştur. Bu hücreler hızla çoğalıp normal hücrelerin yerini alırlar. Habis hücreler normal kemik iliği elemanlarının yerini aldıkça kemik iliği yetmezliği gelişir. Normal kan hücrelerinin sayısında azalma olduğu için kişide kanama ve enfeksiyon şikayetleri başlar. Çoğu vakada görünür bir sebep yoktur. Bununla birlikte radyasyon , benzen gibi bazı toksinler ve bazı kemoterapi ajanları lösemi oluşumuna katkıda bulunur. Kromozomlardaki anormallikler akut lösemi gelişiminde rol oynayabilir. Risk faktörleri içinde Down Sendromu , lösemili kardeş , radyasyona maruz kalma , kimyasal maddeler ve ilaçlar sayılabilir. Hastalık 100.000 kişinin 6 sında görülmektedir. Korunma Çoğu vakanın sebebi bilinmediği için korunma yöntemleri de bilinmemektedir.Toksinlere , radyasyona , kimyasal maddelere maruz kalınmaması riski azaltabilir. Belirtiler uzun süreli veya çok miktarda kanama olması çürüklerin kolayca oluşması burun kanaması dişeti kanaması adet kanamasında düzensizlikler deri içine kanamalar deri döküntüsü veya peteşi ( kanamaya bağlı küçük kırmızı noktalar ) , ekimoz ( çürükler ) gibi deri lezyonları enfeksiyon yorgunluk sternum hassasiyeti ( sternum: göğüs kemiği ) solukluk kemik ağrıları veya hassasiyeti eklem ağrıları ( kalça , diz , ayak bileği , ayak , omuz , dirsek , el bileği , elin küçük eklemlerinde ağrı ) lenfadenopati (lenf bezlerinin büyümesi ) açıklanamayan kilo kaybı dişetlerinin şişmesi ateş egzersizle kötüleşen solunum güçlüğü çarpıntı Tanı/Teşhis fizik muayenede büyümüş karaciğer-dalak , ekimoz ve kanama bulguları saptanır. beyaz kan hücrelerinin sayısında anormallikler tam kan sayımı – anemi ( kırmızı kan hücrelerinin azalması ) ve trombosit sayısında azalma saptanır. kemik iliği aspirasyonu – kemik iliğindeki hücre sayısında ve lenfoblastlardaki artışı gösterir. T lenfosit sayımı hücre yüzey antijeni çalışmaları Tedavi Tedavinin amacı hastalığın remisyonudur ( hafifletilmesidir ). Periferik kan sayımı ve kemik iliği normale döndüğü zaman remisyon sağlanır. ALL antikanser ilaçların kombinasyonuyla tedavi edilir ( kemoterapi ). Kemoterapinin başlangıcında hastanın 3-6 hafta hastanede kalması gereklidir. Bunu takip eden kemoterapi seansları ayaktan verilebilir. Kemoterapi prednison , vincristine , metotreksat , 6-merkaptopürin ve siklofosfamid’i içeren 3-8 ilaç kombinasyonundan oluşur. Ayrıca anemi ve düşük trombosit sayısını düzeltmek için kan ürünleri vermek gerekibilir. Gelişen herhangi bir ikincil enfeksiyon için antibiyotik kullanılabilir. İyileşme ( remisyon ) sağlandıktan sonra bel kemiği sıvısı ( spinal sıvı ) na saldıran lösemik hücrelerin tedavisi için omurgaya kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanabilir. Takibeden tedavi , relapsları ( hastalığın daha da kötüleşmesini ) önlemeye yöneliktir. Yüksek doz kemoterapiye veya diğer tedavilere cevap vermeyen ağır vakalar için önerilebilecek diğer bir tedavi seçeneği de kemik iliği naklidir. Prognoz/Hastalığın gidişi çocuklarda erişkinlerden daha iyi sonuçlar elde edilir. yaklaşık % 95 vakada tam remisyon sağlanır. Şifa oranı ise % 50-60 tır. erişkinlerin % 80 inde tam remisyon , % 30-50 arasında şifa sağlanır. tedavisiz yaşam süresi yaklaşık 3 aydır. Komplikasyonlar/Riskler şiddetli enfeksiyonlar ALL nin kötüleşmesi yaygın damar içi pıhtılaşma Doktorunuza başvurun şüpheli ALL belirtileri gelişirse kişide ALL ile ilgili sürekli ateş veya diğer enfeksiyon belirtileri ortaya çıkarsa …
Mart 2008
Pts 31 Mart 2008
Pts 31 Mart 2008
ani bebek ölümü beşik ölümü
Ani Bebek Ölümü
Ani bebek ölümü sendromu , (SIDS: Sudden Infant Death Syndrome) sağlıklı görünen bir yeni doğmuş bebeğin açıklanamayan bir nedenden ötürü aniden ölmesidir. Beşik ölümü olarak da bilinir.
Tipik olarak , anne ve babası bir sabah bebeklerinin beşiğine gidip baktıklarında ölmüş olduğunu görürler. Bazen bebek hafif oranda soğuk almıştır ve başkaca hiçbir görünen rahatsızlığı olmadığı , anne ve babası kendisini bir gece önce hiçbir sorun olmaksızın beşiğine yerleştirdikleri halde sabaha ölü olarak bulunmuştur. Çoğu vakalarda , bebeğin ölüm nedeni otopsi yoluyla bile anlaşılamamaktadır.
SIDS, 2 haftalıktan küçük ya da altı aylıktan daha büyük bebeklerde nadiren rastlanır ve en çok bebeğin 2 ila 3 aylık olduğu zamanlarda ortaya çıkar. Amerika Birleşik Devletleri’nde 500 canlı doğumdan 1’i ani bebek ölümü vakasıyla sona ermektedir. Ülkemizde bu oran % 1-3 arasındadır.Kırsal yörelere göre , kentlerde daha sık olduğu gözlenmiştir. Erkekler kızlara nazaran ani bebek ölümü sendromundan daha fazla etkilenmektedir ve bu sendrom soğuk hava koşullarında daha fazla görülmektedir.
SIDS nedeniyle ölen bir bebeğin anne ve babası muhtemelen acı ve suçluluk duymaktadır. En çok suçluluk duyulan durumlarda anne ve baba kendilerine sürekli “ keşke bebeğimi gece kontrol etseydim… Bunun sorumlusu benim …Yanlış bir şey olduğunu anlamalıydım “ şeklinde günahlar yüklemektedirler.
Gerçek şudur ki , her ne kadar SIDS nedeni bilinmemekte ise de , uzmanlar neyin SIDS olmadığını bilmektedirler. Bu esrarengiz koşullar altında ölen bir bebek aslında nefesi tıkanmış, boğulmuş ya da boğazlanmış değildir. Tüm dünya çapında yapılan araştırmalarla bilim adamları bu şaşırtıcı sendroma açıklama getirmeye çalışmış ve aslında bu bebeklerin göründükleri gibi sağlıklı olmadıkları kanaatine varmışlardır.
Bazı kanıtlar , ani bebek ölümü sendromuyla ölen bebeklerin merkezi sinir sisteminde anormallikler olabileceğini ortaya koymaktadır. Ayrıca her ne kadar kimi bilim adamlarının SIDS nedeniyle ölmüş bebeklere “ normal” bebekler arasında uykuda soluk alıp vermenin durması (apne) açısından herhangi bir fark olmadığını ortaya koymuş ise de , diğer bazı bilim adamları SIDS yüzünden ölen bebeklerin uyku esnasında soluk almanın uzun süreli durması nedeniyle öldüklerine inanmaktadırlar.
Her ne kadar sorunun nedeni henüz açıklığa kavuşturulamamış ise de, bilim adamları bugün şunu kesinlikle bilmektedir ki, bazı bebekler (yüksek riskli gruba dahil olmayan bebeklerin de bu sebepten ötürü ölebilmeleri gerçeğine karşın) , diğer bebeklere nazaran daha yüksek riskli bir grup oluşturmaktadırlar.
Prematürite ya da düşük kilolu olarak dünyaya gelmiş bebekler , sigara tiryakileri ya da uyuşturucu kullananların bebekleri ,SIDS nedeniyle ölmüş bebeğin kardeşi olarak dünyaya gelmiş bebekler , doğduğu esnada soluk alıp vermesi durmuş ve sonradan canlandırma işlemi uygulanmış bebekler yüksek riskli gruba dahil olmaktadır.
SIDS nedeniyle ölümleri önlemeye yönelik bir çaba olarak, özellikle yüksek riskli gruba dahil olan bebeklerin sıkı bir gözetim altında tutulması tavsiye edilir.
Bununla beraber, hangi bebekler üzerinde gözetim yapılması gerektiği ve gözetimin ne derece yararlı olacağı konularında çok az şey bilinmektedir. Bebeklerini gözetim altına alması gerektiğine karar verilen anne ve babaların kalp ve akciğerlerin canlandırılması ve gözetim cihazlarının nasıl kullanılacağı konularında eğitilmeleri gerekmektedir.
Pts 31 Mart 2008
anne sütünü arttırma teknikleri
Kaos tarafından Çocuk Sağlığı kategorisine gönderilmiştir.Yorum Yok
anne sütünü arttırma teknikleri Anne Sütünü Arttırmanın Yolları İlk 4-6 ayda anne sütü, bebek için gerekli tüm besinleri içerir ve beraberinde başkaca bir gıda verilmesi gereksizdir. İlk 4-6 ayda anne sütü, bebek için gerekli tüm besinleri içerir ve beraberinde başkaca bir gıda verilmesi gereksizdir. Emzirme, anne ile bebek arasındaki ilişki kalitesinin en yüksek seviyede olmasını sağlayan psiko-sosyal ortamı yaratır. Anne sütü ile beslenen çocuklarda bulaşıcı hastalıklar daha seyrek görülür. Ayrıca anne açısından bakıldığında ise, annede meme ve yumurtalık kanseri gelişme olasılığını azalttığı saptanmıştır. Bebeğinizin sağlıklı gelişmesini, büyümesini ve hastalıklardan en iyi şekilde korunmasını istiyorsanız; bebeğinize mutlaka anne sütü vermelisiniz, yani doğal beslenmeden uzaklaşmamalısınız. Ayrıca her annenin kendi sütü bebeğinin erken, zamanında veya geç olarak doğmuş olmasına bağlı olarak içeriği değişmekte; sonuçta: her annenin sütü özellikle kendi çocuğunun en ideal besin kaynağı olmakta ve başkaca hiç bir besin onun yerini dolduramamaktadır. Ancak annelerin büyük bir çoğunluğu, önemli bir yanılgıya düşmektedirler, bunun en büyük sebebinin annelerin bebeklerine karşı duydukları aşırı sevgi ve koruma isteğine bağlı olmasına karşın, sonuçta bebeklerine istemeden çok büyük bir zarar vermektedirler. Bu yanılgı, bebeğin doymadığı kanısıyla ek gıdalara başlanmasıdır. Unutulmamalıdır ki; ağlamanın tek sebebi acıkmak değildir, bunun birçok sebebi olabilir. Örneğin; bebek daha çok kucaklanmak sevilmek isteyebilir, bazı bebekler memeyi sırf keyif için emmek isterler veya bebeğin bir rahatsızlığı olabilir (gaz sancısı, ateş vs.). Bebeğinize kendi sütünüzün yetmediğine lütfen tek başınıza karar vermeyiniz, bu karar için aile büyüklerinizle ve en önemlisi bebeğinizin doktoru ile görüşmelisiniz. Sütünüzün Yeterince Gelmesi İçin Azami Dikkat Göstermeniz Gereken Konular Kendinizi psikolojik olarak emzirmeye hazırlamak, ayrıca emzirme eğitimi ile birlikte meme başının süt vermeye hazır hale getirilmesi için gerekli egzersizleri öğrenmek ve uygulamak için doğumdan önce mutlaka bir çocuk hekimine gitmelisiniz. Sütünüzün gelmesini beklemeden ve kesinlikle şekerli su vermeden, bebeğinizi doğar doğmaz ilk yarım saat içinde mutlaka emzirmelisiniz. Doğduğu andan itibaren istedikçe emzirilmelidir. Yenidoğan bebekler genellikle 8-10 öğün emmek isterler. Öğün sayısı daha sonra giderek azalır. Sık emzirme bol süt gelmesini sağladığı gibi, göğüslerin şişmesini ve acımasını da önler. Emzirmeden önce veya sonra ticari mama, inek sütü ya da başka gıdaların verilmesi, bebeğin aldığı süt miktarını azaltır. Bu durum da daha az süt gelmesine neden olur. Bu tür ek gıdaları, bebek 4-6 aylık olmadan başlamamak gereklidir. Başkaca sıvılar vermek için biberon kullanılmamalıdır, bebeğin meme emmesini tümüyle kesebilir. Biberonun gerektirdiği emme şekli meme emilmesinden daha farklı ve kolay olduğu için biberonu tercih etmelerine neden olabilir. Geceleri emmek isteyen bebeği annenin emzirmesi çok önemlidir. Bu durum hem bebeğin psikolojik dengesinin sarsılmaması hem de annenin süt veriminin artması açısından son derece önemlidir. Geceleri emzirmenin anne açısından güçlüğü ve nahoş durumu nedeniyle babanın ve aile büyüklerinin bu konuda anneye yardımcı ve destek olması çok yararlı olacaktır. Zaten bu nahoş durum 2. ayın sonuna doğru yavaş yavaş ortadan kalkacak ve geceleri emme ihtiyacı azalacaktır. Ancak bu konuda bazen aileler büyük bir yanlışlık yapmaktadırlar. Geceleri emzirmek yerine biberon ile beslemektedirler. Böylece hem annenin süt verimi azalmakta, hem çocuğa mikrop kaynağı olabilecek doğal olmayan beslenme yapılmakta, hem de bebek en yararlı olan anne sütünden mahrum bırakılmaktadır. Anne bebeğini emzirdiği dönemde kendi beslenmesine de özel bir önem göstermelidir. Emziren anne, günde en az iki litre sıvı, en az iki bardak süt içmeli veya yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerini yemelidir. Protein gereksinimini karşılamak için kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kuru baklagiller, et, tavuk, balık gibi yiyeceklerden her öğünde yemelidir. Bol bol sebze ve meyve ihmal edilmemelidir. Ayrıca sütünün az geldiği düşüncesinde olan annelerin şekerli gıdalardan ( pekmez, bal, reçel gibi…) daha fazla tüketmesi tıbben tam kanıtlanmış olmamakla birlikte faydalı olacaktır. Emziren annenin ruhsal yönden desteklenmesi, huzurlu bir ortam sağlanması ve mutlu edilmesi de son derecede önemlidir Her emzirmede, bir önceki beslenmede en son verilmiş memeden başlanmalıdır. Bebeğin emme gücüne bağlı olmakla birlikte her emzirme yaklaşık 20-30 dakika sürmelidir.
Pts 31 Mart 2008
Atrial septal defekt ASD çocukta
Kaos tarafından Çocuk Sağlığı kategorisine gönderilmiştir.Yorum Yok
Atrial septal defekt ASD çocukta Kalpteki kulakçıkların arasındaki duvarda açıklık olmasına verilen addır (Şekil 1). Bu yüzden temiz kanın bir kısmı sağ kalbe geçiş yapar. Bu olay yıllar içinde akciğere giden kanın artmasına bağlı olarak akciğer damarlarında ve kalp kasında hasara sebep olabilir. Tanı Nasıl Konulabilir ? Genellikle uzun yıllar hiçbir belirti vermez. Hatta doktora ve hastaneye pek gitmemiş kişilerde tanının 30-40 yaşına kadar konulamadığı durumlar vardır. Bu tip hastalarda, ancak tesadüfen başka bir nedenle doktora gidildiğinde, dikkatli bir muayene sırasında kalpte üfürümün ve bazı ek seslerin duyulması ile kuşkulanılır. Kesin tanı çocuk kardiyoloji uzmanınca yapılan muayene ve ekokardiyografi ile konur. Tedavide ne yapılabilir ? Defektin büyüklüğü ve akciğer atardamarının basıncı cerrahi tedavinin zamanını belirler. Kendiliğinden kapanmayan, akciğer atardamarında basınç yükselmesi tehlikesi olan açıklıklar genellikle 4-6 yaşlarında, yani çocuk okula başlamadan cerrahi olarak kapatılır. Ameliyat sırasında ve sonrasında genellikle problem oluşmaz. Göğüsün orta kısmında ameliyata ait bir iz kalır. Bazı hastalarda açıklığı kateterle kapatma da uygulanmaktadır. Bu her hastaya uygulanamamakta, ancak bazı ölçümler uygun ise yapılabilmektedir. İleriye dönük yapılması gerekenler : Ameliyat, sünnet, diş çekimi ve dolgusu gibi bazı girişimler öncesinde endokardite (kalbin iç tabakasının iltihabı) karşı koruyucu tedaviye ihtiyaç gösterirler. Hastaların beklenmedik komplikasyonlardan korunabilmeleri için yaklaşık 1 yıllık aralıklarla doktor kontrolunde olmaları gerekir. Bu ameliyat olmuş hastalar için de 3-4 yıl süreyle geçerlidir.
Pts 31 Mart 2008
Anne sütü ve sağılması
Anne Sütü ve Sütün Sağılması
Hazırlayan: Uzman Diyetisyen Şeniz Ilgaz
Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü
Anne sütünün bazı durumlarda sağılarak bebeğe verilmesi gerekebilir. Özellikle sütü olduğu halde bebeğinden ayrı kalması gereken anneler, çalışan anneler ya da herhangi bir nedenle sütünü bebeğine veremeyen annelerin desteklenmesi ve bilgilendirilmesi gerekir.
Süt sağılması şu durumlarda yararlıdır:
Tıkanık (şiş) memeyi rahatlatmak,
Kanal tıkanıklığını ya da süt birikmesini tedavi etmek,
Çökük bir meme başından emmeyi öğrenene kadar bebeği beslemek,
Emmeyi düzenlemede zorluk çeken bir bebeği besleme,
Memeyi istemeyen bir bebeği emmekten hoşlanmayı öğreninceye kadar beslemek,
Düşük doğum ağırlıklı ve ememeyen bir bebeği beslemek,
Yeterli ememeyen bir hasta bebeği beslemek,
Anne ya da bebek hasta ise sütün kalanını saklamak,
Annesi işe gittiğinde bebeği için süt bırakacağı zaman, Anne bebeğinden uzakta iken süt akmasını önlemek,
Bebeğin çok dolu bir memeyi almasını kolaylaştırmak,
Sütü doğrudan bebeğin ağzına sağmak,
Meme ucu ve meme çevresindeki kahverengi bölgeyi kurutmak ve yara olmaktan korumak.
Sütün sağılması, annenin emzirmeye başlamasına ya da bunu sürdürmesine yardım gereken pek çok durumda yararlıdır. Bütün emziren annelerin süt sağmayı öğrenmesi gereklidir. Böylece gereksinim duyduklarında anneler ne yapacaklarını bilecekler ve gerek işe gittiklerinde gerekse bebeklerinden ayrı kalmaları gerektiğinde ve yukarıdaki gibi pek çok nedenle karşı karşıya kaldıklarında sütlerini sağarak, süt oluşumunun ve emzirmenin sürekliliğini sağlayacaklardır.
Elle sağma, sütü sağmak için en iyi yoldur.
Herhangi bir alet gerektirmez ve anne her yerde, her zaman yapabilir. Süt sağılmadan önce ellerin iyice yıkanması çok önemlidir.
Temel nokta her kadının sütünü kendisinin sağmasıdır. Çünkü başka birisi denerse ağrıyabilir.
Sağılan anne sütü, iyice yıkanmış ve kaynatılmış suda bekletilen temiz bir geniş ağızlı fincan ya da bardağa sağılabilir.
Sütü sağmak için “elle sağma” dışında birkaç yöntem daha vardır. Bunlardan şırınga pompası ile sağma da yine annelere gösterebileceğiniz ve kolayca uygulanabilecek bir yöntemdir. Şırınga pompası lastik hazneli pompadan daha kullanışlıdır, temizlenmesi ve sterilize edilmesi de daha kolaydır. Elektrikli pompalar ise genellikle hastanelerde yeğlenir.
Enjektör Pompa İle Süt Sağma
Ağız kısmındaki lastiğin iyice bükülebilir durumda olduğundan emin olun,
Huni kısmını meme ucunun üstüne yerleştirin,
Hava sızıntısı olmayacak şekilde tüm çevre derisine sıkıca temas ettiğinden emin olun,
Dış silindir aşağıya çekin, meme ucu huninin içine doğru çekilecektir,
Dış silindiri bırakıp sonra yeniden aşağıya çekin, 1-2 dakika sonra süt akmaya başlar ve dış silindirde birikir,
Süt akması durunca, lastiği gevşetin, sütü boşaltın ve olayı yineleyin.
Bir anne ne sıklıkla sütünü boşaltmalı?
Sütün sağılma nedenine bağlıdır ama genellikle çocuk emmek istedikçe yapılmalıdır.
Anne sütünün oluşumunu ve devamını sağlayarak düşük doğum ağırlıklı ya da yeni doğmuş bir bebeği beslemek için,
Süt ilk günde, olanaklı ise doğumdan ilk altı saat içinde sağılmaya başlanmalı,
Süt, bebek istedikçe verebilecek miktarda sağılmalı,
Hasta bir bebeğe yeterli sütü sağlamak için en az her üç saatte bir sağma yapılmalı,
Süt bir iki hafta sonra azılıyor gibi ise süt üretimini arttırmak için süt bir iki gün sık (her yarım saatte bir ya da saatte, geceleri ise en az her üç saatte bir) sağılmalı,
Anne işe gittiğinde bebeğine süt bırakmak istiyorsa, işe gitmeden önce olduğunca çok memeyi boşaltmalı, ayrıca işte de sağmalı,
İş yerinde süt akması ya da tıkanık meme oluşumunu önlemek için gerektiği kadar boşaltmalı.
Sağılmış Sütün Saklanması
Sağılmış süt bardağının ya da kabının üstünü kapatılır. Evin en soğuk yerine konulur.
Süt bebeğe verilmeden önce kaynatılmaz ya da ısıtılmaz. Isı sütteki birçok anti-mikrobik etmenleri yok eder.
Sağılmış anne sütü dışarıda inek sütünden daha uzun dayanabilir, çünkü içinde antimikrobik etmenler vardır.
Sıcak iklimde ve buzdolabı dışında bile mikroplar sağılmış anne sütünde en azından 8 saat üremezler. Bebeğe bir iş günü boyunca verilebilir. Buzdolabında ise 24 saat bozulmadan anne sütü saklanabilir.